.....Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar ..Yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz !!!.....

31 Mayıs 2009

Şaşkın!!

insan bazen kendisini sıkıcı bir arabeskliğin içinde bulur..bende şimdi öyleyim işte..seçmedim o sesleri , özellikle arayıpta çıkarmıyorum içimden..kendiliğinden oluyor her ne oluyorsa..engel koyamıyorum işte .. çıkamıyorum bir türlü basamakları..kavga ediyorum güçsüz ayaklarımla ama ..ne edersem edeyim adım atmıyorlar inatla ..

marketten alır gibi gidip seçmiyorum da başımdaki manyaklıkları...saçma olan ne varsa yakamda , sağımda , solumda..uzaylı bir ucube gibiyim aynı..buraya , oraya , daha öteye hiçbir yere aidiyetim yok..spontane yaşasam bile aptal , adı sanı saçma kurguların içinde buluyorum kendimi..

müthiş bir senarist gibiyim ama senaryo yazamıyorum ..çelişmenin en dibinde çelişiyorum her türlü şeyle..kalemlerin ucu görünmez oluyor hemen..meydana çıksam bile sallama bi hayatın içinde maval okuyorum herşeye..ritmi olmayan , ölçüsü olmayan bir uzun hava işte..ağdalı , sümük gibi , tekrardan ibaret ve karın ağrıtıcı ..hatta kulaklarımı tırmalayıcı..

"aslında her kadın bir Ünzile" deyip alaksız bir cümleyle bitsin bu şikayet...

29 Mayıs 2009

Tatlış


24 Mayıs 2009

Kalem ..

"yaz" dedi kalem ,
ister çılgınlığını yaz , istersen kırgınlığını ama susma dedi ..
çünkü susarsan çarpar seni bu meltem ..
çizdiğin her satırda yeniden doğur kendini..,
acımak mı ? boşver bu hayatın fanatiği ,
süsle suratını bir de yalancı gülücük koy orta yere yada tut ağzını iki kenarından yırtar gibi çekiştir..bak ne hoş oldu işte..insanlarla her sorun bitti ,
iki yalancı gülücüğe bir senaryo çizildi...

"gel "dedi kalem gel seyreyle güzellikleri..sen iyi değilsin biliyorum ama iyi olmamak hayatın vazgeçilmezi...

o yüzden çekil köprülerin başından geçen geçsin sana çarpmadan , düşen düşsün bırak sen elini uzatmadan ..çünkü düşmek bir tercihtir , tercihlere karışmaksa deliliktir..

sarıldı sonra ellerime kalem , bana derken kendi sustu ..
neden diye sordum ;
-kıvam verdim bitti..
bu bir vedaydı gitti , kalbime heceleri , gözlerime sevmeyi , ömrüme devrimleri ve herşeyimi geri veripte bitti..geleceğim dedi , ne vakit istersen ellerinde bulursun beni ...

Çaldık !!

herşey vefayla başladı , vefasızlıkla sona erdi
bir iki satır çaldık hayattan , saçlarada karlar indi ..
yavaş yavaş çekilmeli derken bu limandan ,
bir güzellik gördükte akıl baştan gitti ,
her ne varsa yaralayan , elimizin tersiyle bitti ..

durdurmaya çalıştık zamanı ,
zamanı kandırmaya çalıştık ama olmadı ..
çer çöp ne varsa getirdi yağmur önümüze ,
oturduk temizledik hem de hiç üşenmeden .
bir iki satır çaldık hayattan ,
hemde hiçliğimize hiç aldırmadan...

yaşamanın bir anlamı var evet..ama ölmeninde bir anlamı var ..
çürüyen bedeninde bir hikayesi var geçmişten ...
geçmişinde bir yakıcılığı var soylu defterden ...

Ceviz ağacı

kıyısında gezip , seyredipte doyasıya , tekrar korunaklı bir mekana geçebilmek gibi olsaydı hayat diye düşündüm şimdi..hemen ahkam kesen bir ses duyuyorum kulağımın dibinde..
-yaşamak bu kadar kötü mü? değil elbet ; yaşamak kötü değil ama dışardan ahkam dinlemek kötü..

zaten elimde cımbızla dolaşıyorum çok zaman .. damarlarıma kan depo edecek , güç verecek , mutluluk verecek olanların peşindeyim..bazen yumurtamın gözlerinde , bazen içimde ki engin denizlerdeyim..avutupta gönlümü ayağımı suya batırıp çekmekteyim ..

bir ceviz ağacının altında , gölgesinde mayıştırsam bedenimi..yanımda sadece ; içimin yangınından kalanlar değil , ömrümün bana hediye ettiği olsa..ses olmasa , laf olmasa , yalan olmasa , yalancı olmasa.. yanımda sadece huzurum olsa...

sonra bir derin uykuya dalsa gözlerim ve yeniden uyandığımda ben yine ben ama hayatım firari olsa..kendimi sevdim sevmesine de yuva yaptığım karınca deliği dar geliyor bana..ar geliyor , zor geliyor ruhuma..

iyi olacak belki bu bedenin içinde can çeken ne varsa..ya da can çekenler iyileşecek beden isyan edecek ..ne olursa olacak tutamayacağım zamanı , tutamayacağım hayatımı , kalanımı , çalınanlarımı ..her ne varsa hediye ettim hayata..oyuna devam ediyoruz hem de bedeni kalınlaşmış , yıllarını toprağa vermiş bir yaşlı ceviz ağacının altında ...

22 Mayıs 2009

Franz Kafka


"Öf dedi fare . Dünya da günden güne daraliyor. İlkin bir genişti ki , korktum , koştum ileri , uzakta sağlı sollu duvarları görür görmez dünyalar benim oldu . Ama bu uzun duvarlar da bir çabuk birbirlerine dogru ilerliyor ki , en son odadayim iste ; orada , köşede de kapan duruyor , gide gide kisilacagim kapana.

Kedi: Sen de öyleyse yönünü degistir , dedi ve fareyi kedi yedi ."

Franz Kafka ..


Tablo : Paul Klee / Alman Şapkası ..
İstanbul sanatevi resim meraklılarına ..

20 Mayıs 2009

Kanattım ..

ısırıp kanatıyorum dudağımı , konuşamıyorum ya hırsım dudaklarıma geçiyor bi azılı hayvan gibi..anlamıyorsun ama cevabım dudağımdan sızan kanda ..

ağlamıycam bu kez ağlamayı yakıştırmayacağım solgun suratıma..

ferini kahırlarımla beraber yerlere düşürüp ezdiğim gözlerime yaklaştırmayacağım lanet gözyaşlarımı..

ne acılar gördüm !!! , ne kızgınlıkta kavrulmuş tadı değişmiş perişanlıklar..lafta yedim laflar da yedirdim ..canımda çıktı can da çektim bedenlerden ..

şimdi ; yanlış bir hikayenin içindeyim , hemde en kötü roldeyim ..paçavra gibi yerdeyim ..
sağıma dönsem kurşun , soluma dönsem diken gibi batan sitem..

ne biten var gözümde , ne de bitmeyen aslında ..
aslında gözüm yerin dibinde..ya bıraksa beni ya da baştan doğursa bu hikaye..
ben de gök gürültüsünden korkan çocuk gibi pusup kalmasam ha bire ...

19 Mayıs 2009

Sence Neden ?


camın ardında nefesimin buharlaştırdığı bir bekleyiş ,
sessizliğinin tadında demlendiğim bir ince sitem ,
ufuk çizgisi olmayan bir günbatımı ,
koruluklara çarpıp iz bırakan bir ceset mi olmayışın ?

cüretkârlığının altına sıkıştırdığın yufka bir yürek adın ..
başını gövdenden koparıpta ayırmışsın acımadan ve koltuğunun altında tutuyor gibi tutuyorsun , o sır gibi gizlediğin yufkalığı saklamaya çalışıyorsun hep..

belki ilk ben gördüm onu , belki de tek kez ben , bilmiyorum diye kandırıyorum işte...
tek olmayışımı biliyorum kızıyorum ama belli etmeden ,
senin yufkalığını sakladığın gibi bende hırçınlığımı saklıyorum..

sence neden ? ...gam görme diye bir kerecikte olsa benden ...

Schweine und Elefanten

"Sapıkça bir mutluluk içeren bir çaresizlik içindeyim ..

Herhalde çaresiz olmak için fazla genç olduğumuzun bilincinde olmaktan kaynaklanıyor bu..

Mutluluk aslında yanı başımızda duruyor ama biz onun farkında değiliz..Onu , ancak yokluğunu hissettiğimizde farkediyoruz.. "


Helmut Krausser (domuzlar ve filler . s:16 )

80'li yılların Münih'inde enteresan insan panaromaları..Ve hayatı bir süre sokaklarda geçmiş bir yazar tarafından yazılmış , serserilik edebiyatının iyi örneklerinden kabul edilen Domuzlar Ve Filler..

Yorgun bedeni ve herşeyden bunalmış beyni alıp marsa götürmek kadar işe yarayan ve iyi gelen birşey yoktur sanırım..Usta yazarlar tarafından yazılmış kitapları okumak bana göre marsa gidip bu yorucu gezegenden kaçmakla eşdeğer.. İyi ki okuyorum , okuyabiliyorum ...

17 Mayıs 2009

Bebek olsam!!!


Bebek olsam ; ama hiç büyümesem !!!
Doyursa yine annem süt kokusu üzerimde kalsa...
Yine en güvenli koyunda uyusam ,
yine bu yorucu dünyaya selam bile vermesem...

16 Mayıs 2009

Diyebilseydim !

etme bu eziyeti ;
ezilmiş ve kılı kırk yarmış ruhuna diyebilseydim keşke....o an ruhunu elime alıpta , ya da benliğini soyupta , bu kargaşadan sıyırıp çırılçıplak koyabilseydim seni..

ya da sırf acı çekme artık diye kollarından sarsıp , içini sendeletip güçlü bir "yeter" çığlığı patlatabilseydim suratına.....üzülmek bir uçurum ve sen yeniden doğdum desen de o uçurumun kenarındasın halâ..
bitecek herşey/herkes sustur ne varsa şimdi ..her geride kalanın gibi pervasızca geride kalacak zaman.. ..
tıpkı şu an gibi...

renkler pembeye dönerken bir bir , yorgunluk gidecek bedeninden ..
kurumuş bir kan gibi önemsizleşecek senden gidenler..çünkü can öpecek gözlerinden ..

15 Mayıs 2009

Asiyim..

Tam börtü böcük havası var dışarıda..Ya da benim börtü böcükleşesim var ..Farketmez sonuçta böcüğünde bi canı var ama..

Asilik damarlarımda süzülürken ılık ılık , bi volkan gibi aşırı yükleme yapıpta kanımda patlatıyorum lavlarımı..Patlayan lavlar nefretliklerimin suratına yapışır inşallah..Suratsız kalırlar bi ömür haha...

Asi olmak kadar güzel bişi var mıdır ki? ..Anaya , babaya , dedeye , neneye (kibarlaşıp nine demenin anlamı yok."nene nene nene"..zati ne geldiyse başımıza bu entel olma merakı yüzünden geldi ..) sülaleye , arkadaşa , sırdaşa Yaradan hariç cümle mahlukata asiyim ..Yaklaşana lav atarım benden söylemesi..Uzak durmanız yararınızadır..

Ya aslında terazi dengelensin diye hayatınızda bi psikopat varsa onun gibi olmanız gerek..Bi aklı eksikle beraberseniz aklı eksik gibi davranmak gerek..Yada rol yapmalı..İnsan aklınıda beyaz peynirden bi parça kesip alır gibi kesip atamaz ama en azından rol yapar ..Salak insanlara , akıllı olunca ya da öyle davranınca yaranamıyorsun ....Ya teraziyi dengelersin ya da rol yaparsın ya da rolden çıkıp harbi kafayı yersin ...:)

Kesik kesik yazdım iyi ettim ..Bu arada şaplonu (P pekiştirme için ) değiştirdim.. Gelip gidip değişecem şaplonu..Delirtecem burayı..O yüzden eklenti , beklenti yok..Naturel , banal , klişe ve absürt olmanın tadındayım..

Ben bende değilim meçhullerdeyim , asiyim , miskinim , geçimsizim ne kadar olumsuzluk varsa hepsi Ben'im ....

Closed...
Resim kardeşimden çalınmıştır..Sırf bu kedi miskin ve sevimli diye koydum..Atıf yok , gönderme yok , yafta yok ..Yok işte yok hiç bişey yok...

Epeydir bu tarz bir header yapmak istiyordum ..Fıstık gibi oldu ..Çok beğendim ...

10 Mayıs 2009

"Olur " diyorum..

yazmanın hazzını da unutmuş gibiyim ,
bazı zamanlar çıkarır insan kalbinden herşeyi yalnızca bir tek şeyi bırakır..

"O" yeter de artar bile insana..az olanla yetinmenin tadını aldım hep hayatımda..az olanla yetindiğinde çırpınmıyor insan..daha az acı çekiyor...

ama öyle anlar geliyor ki o azlar bile geçmiyor insanın eline..ya da öyle zamanlar dokunuyor ki kalbine , bi sürü nimetin içinde şımarmış buluyorsun kendini...nasıl olur diyorsun ben miyim buna ulaşan ya da benim mi bu hissettiğim duygular , gerçek mi diyorsun ..

hayalle gerçek arasında ince bir çizgide oldum hep ..ve hep gerçekleri tercih ettim hayalin içine düşsemde , bir süre sırılsıklam etsemde kendimi , sudan çıkmış balık gibi aldım kalbimi ..çıkardım gerçekliğimin ortasına bıraktım yeniden..yoksa hayat daha çok yorardı beni biliyorum daha çok ağlatırdı..

şimdi ÖNÜMDE Bİ KARANLIK YOK ..çıkarmıyorum kalbimi düştüğü "huzur" denizinden , balığa çevirmiyorum kendimi ..bıraktım herşeyi de , hayat beni nereye sürüklerse "olur" diyorum itiraz etmiyorum...tamam diyorum sen ne dersen o olsun hayat...savaştım da ne kazandım ? artılarım ne eksilerim ne ? bitirdim sorguları neyse ne ..

bi suçlu gibi hissetmenin yorgunluğunu atıyorum üzerimden....her gece yastığa koyduğumda başımı , etlerimi cımbızlarla çekmiyorum..rahat bıraktım kendimi...

rahat bırakıyorum geleceği..çöpe attım puslu geçmişi..tadı var damağımda yaşadığım her saniyenin..ve o tad kalsın izin veriyorum kendime.. selamsız gelen karanlıklara izin yok ..idam ediyorum kara olan herşeyi

ve olabildiği kadar beyaz bırakıyorum kalbimi...** ...

06 Mayıs 2009

Yıldız Kenter..

Dün Tv de Yıldız Kenter vardı ..İnsan işte bu diyor..Keşke diziler ya da sinemalarda ki oyuncular hep tiyatro kökenli olsa..Bu insanlar gerçekten işlerini bilen ve sanatın hakkını veren kişiler..Sadece dinleyeceksin onları..Hayat tecrübeleri ve bilgileri doyuruyor insanı..

Keşke mümkün olsa da Tv deki rezil programlar olmasa ve insanın ruhunu doyuracak şeyler olsa hep..Ama bu saçmalıkları isteyen ve seyredenlerin varlığını hesaba katarsak ,Tv başında geçirdiğimiz zaman içerisinde pirinçten taş ayıklar gibi program ayıklaması yapacağımız muhakkak..

Neyse Yıldız Kenter'in konuşurken şu tespiti çok hoşuma gitti.."Şiir bir tiyatrodur " dedi ..Ve Mevlana'dan örnek verdi..Bir şiirini okudu ve " O'da şiirlerinde kendini tanımayı , kendini bulmayı tembih ediyor , yani tiyatro yapıyor aslında..Şiirleri bir tiyatro gibi .. Tiyatroda böyledir , kendini tanırsın keşfedersin , kendini bulursun " dedi..Ki 25 Nisan 2008 'de gösterime giren Mevlana Celaleddin-i Rumî :Aşkın Dansı belgeselinde seslendirme yapmış..

Fragmanını ya da kendisini izleyenler vardır mutlaka..Bu insanların yerine geçecek kişiler olmalı..Miras bırakılan değerler olmalı geleceğe..Düşünüyorum geçmişten bize kalan o kadar muhteşem şey var..Bu nesil kendinden sonrasına piercing , dövme , kimlik tercihi karmaşası , tatminsizlik , ebeveyne isyan , abidik gubudik şarkılar , Polat Alemdar özentiliği , mafyavarilik ve erkekliğin özdeşleştirildiği bi zihniyet , Gothic olmayı ve Converse giymeyi bir farklılık ve sanat kabul eden bi anlayış bırakacak sanırım ..13 yaşındakinin yada 11 yaşındakinin bile bi aşk bunalımı var düşünün artık..Ne mühim şeymiş şu aşk ..!!!!

Çok karamsar oldu sanırım ama genel olarak durum bu..Ne diyelim gençler bir an önce bunalımdan çıksınlarda kendilerine bir ideal belirlesinler..Ve bundan berî olan gençlerde hayatlarında kolaylık görsünler..İşleri tıkırında gitsin ...

Uzun yazı yazmayı sevmiyorum ve the end diyorum ...

05 Mayıs 2009

Hayatın kristali


Kimlik sorgulaması değil..Kişilik taraması yapmıyorum..Kanımda kaç debelendirici mikrop var bilinmez..Yitik şakıları arar gibiyim..Belki derdim yitik şakılarım değildir..Yitik gençliğim , yitip attığım kan deliliğim..

Eh be bu serzeniş niye ..? Reenkarnasyon da olmayacağına göre..Yatırıp üstüne çıkıp mızrağı tam kalbine sapladığım bir hayat bu..Neden tam kalbine sapladım ki..Bari en azından yaralasaydım..Yaralı yaşamakta zor ama kan kaybından gebermezdi en azından..Yine hedef tutturamadık , sanırım sarhoşluğum Serde..Bitecek deyip susturdum içimi de..

Hangi aptal anlayacak ki ..Doğru ya aptal anlayamaz ..Bu "umutsuzluk "değil..Kafana vura vura öğreteceğim bunu..Sil baştan aynı lakırdılara gelip gelip deli ettin ya..Pesss deyip kandırsamda kalbimi pes etmek yok bende..

Gecenin leylindeyim ne yazar..Onun kadar da bahar var..Yalın çıplak ayaklarla düşsem de yola..Kaçmak için fırlasam da , ellerimden kaysa da hayat , boşluğa bırakmak istesemde alabildiğine bedenimi , en kalitesiz filmleri izleyip tüm gün yorganın altında ağlamak istesem de , Yolumdan çevirecek bir Can var hem de ömrüne kata kata .....

"Hayatımın kristali kırıldı..Yalancı kristallerle avunmaksa yaşamak , avunuruz birbirine yapıştırıp canlarımızı belki de birgün hiç el değmemiş bir kristale dönebiliriz.."

04 Mayıs 2009

Çirkinliğin resmi


..yinede dilimde güzel birşey var..

03 Mayıs 2009

Öğrenilmiş çaresizlik

Meral Okay ve Beyazıt Öztürk'ün Nası yani isimli programda ki konuklardan biri de Uçan Süpürge.org editörüydü..Siteyi inceledim ve konuşma sırasında da anlatıldı çok güzel işlere imza atılmış..Birçok proje , panel , festival etkinlikleri olmuş..Yani boş durmayan kadınların birlikteliği aslında ..

Yapılan işler sitede ki bannerlerle açıklanmış....Siyaset , kültür sanat ve çok dalda aktiviteler var..Beğendim gerçekten ..Yine bu sitede "bırakın çocuk kalsınlar" bannerini tıkladığınızda evlilik değil evcilik sitesiyle karşılaşıyorsunuz ..

Yakın bir tarihte milletvekillerinin yaptıkları bi eylem var bu sitede...Aslında düzeltilmesi uzun zaman alacak büyük bir toplumsal sorun bu..Küçük yaşta yapılan evlilikler..Ben bu olaya sadece kadınlar açısından bakmıyorum ..Kadın ya da erkek farketmez "insan" olarak bakılması gerek..Çünkü küçük yaşta evlenen erkekte kadın kadar olmasada zorluk çekecektir..Yaşam mücadelesi küçük yaşta omzuna binecektir..

Bu olayın ne din , ne grup , ne gayri müslim , ne sağcı , ne solcu olmakla ilgisi yok ..Bu yerleşmiş , yerleştirilmiş bir bilinç..Bunu yapanlar tarafından doğal ve sıradan karşılanıyor..Mantığını anlamak çok zor....Çünkü evlilik gerçekten evcilik değil..Suratta patlayan bi tokat ve hakkını vermekte zor..Hele ki kendini bile çözememiş insanların ya da çocukların elinde tam bir soytarılığa dönüşüyor..

Ez cümle ; hayatımız öğrenilmiş çaresizliklerle (elimizden birşey gelmeyeceğini bilme , kabullenme ve kendimizi pasivize etme durumu) kuşatılmış..Biz farketsekte farketmesekte bu böyle ..Gerek toplumda ki bozukluklar gerekse kendi hayatımızda ki kontrolsüzlük öğrenilmiş çaresizliğin iplerini boynumuzdan kesip attığımızda düzelecektir..Hayatlarımızı başkalarının ellerinden kurtarmak dileğiyle.. ..

"Usulca kalkıp gidene: Dur
Ki çevrileceksin

Toydun cesurdun
Gençtin atıldıın
Bilmezdin atıldın
Kabuğu oydun oydun
Kabukta kaldın.. "


Cahit Zarifoğlu ..

02 Mayıs 2009

Zaman durdu..¿

O an ben yoktum ki , zaman durmuştu o an..
O an ben senin ruhundan uçtum çıktım..Yaşadın , yaşandı ..
Zaman durduğu yerden devam edince uzattın ellerini ,
gel hadi dedin , gerçekliğinde buldun beni ..
Acısam da geldim ..
Duymayı hiç istemediklerimle tuttum ellerinden yeniden ...
Çünkü ben kimse değildim ..
Saçmalasam da , zırvalasam da ..
Senin sonun benim acım olsa da geldim...

Herşey terbiye ..Ötesiyse anlamsızlık sadece ..

01 Mayıs 2009

Karışık !