.....Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar ..Yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz !!!.....

31 Aralık 2008

Küf


geçti demekle geçmiyor ki hiç birşey ,
bitti demekle bitmiyor ,
iyilikler dilemekle iyi olunmuyor..

herşey ekmekte başlayan küf gibi..
önce küçük bir nokta olup , sonra tüm bedeni sarıyor..
kokuyor , kokutuyor , çürüyor , çürütüyor..

kendine iyi bak demekle iyi olunmuyor..
gönül seni saplanıpta çıkmayan hançer edipte ,
her an her vakit yanıbaşında istiyor..

Unutmamalıyım

Hiç değilse dualarımızda olsunlar..

İçimizde ki buğz geçmesin en önemlisi de unutmayalım lütfen..

Bir türlü uyanmadığımız gaflet uykumuzda en azından onlar için dua edelim , hiç değilse bunu yapalım..

Eğer sayfanıza benim ki gibi banner koymak isterseniz bu linkten faydalanabilirsiniz..Ya da diğer bannerleri kullanabilirsiniz..

Hergün gözüme girsin de bu banner yediğim ekmeğin , içtiğim suyun , içinde yaşadığım sıcak evin kıymetini bileyim ..Unutmayayım onları hiç değilse dua edeyim ..Allah'a verdiği her nimet için şikayet değilde şükür edeyim ..Vücutları parçalanıp inleye inleye ölen kardeşlerimi aklımda tutayım ..

Ve hiç değilse onlara finansal destek vermeyeyim .. ..

Not : 4 Ocak Pazar günü Gaziantep Hükümet Konağı'ında İsrail'i kınamak amacıyla bir basın bildirisi okunacaktır....İsteyen katılabilir..

Burda da vahşetin yıllara bölündüğü resimler mevcut..

Bu da şimdi ki katliamın resimleri ..

29 Aralık 2008

zehir zıkkım


zehir zıkkım oluyor kaldığım her yalnızlık
üç kuruşluk şeker tadında olsaydı keşke herşey
konuşmadan bekleyebilseydim eğer
zehiri de zıkkımı da üç kuruşu da anlatacaktı keder..

baktığım her yüz sen oluyorsun
aslında tanımam ki suratını ,
yalanlarımdan geçiyorsun farketmiyorsun..
karşında bakarken gözlerine söylüyorum işte kalbine

sen ve ben ;
masumiyet çizgilerimizi sandıkta çeyiz diye sakladıkta ,
naftalinledik tertemiz korudukta ,
tersine döndü herşey biliyorsun işte,
ne masumiyet kaldı ne çizgileri .,
ne de herşeyi gizleyen naftalin keskinliği..

karanlık bu odanın her yanı
ensemde hayalinin sıcak nefesi
başımda zehir zıkkım bir yalnızlık ,
içimde kana bulanmış mutsuz bir sevgi..

soruyorum gelecek misin ?
yoksa üç kuruşluk mutluluğu çok mu göreceksin ?

28 Aralık 2008

Allah'ın laneti üzerinize olsun !

İsrail iki gündür kana susamış vampirler gibi yine kan içmeye başladı ..Dün havadan yaptığı operasyonla okul çıkışı çocukları katlettiği yetmedi , gece de hava harekâtı ile bu vahşete devam etti..

Ve kara harekâtı için hazırlık yapıyormuş..Yani niyeti Gazze'yi haritadan silmek..Hastaneler vücutları parçalanmış çocuklar , erkek ve kadınlarla dolu ve elektrik yok..Morglarda yer kalmamış..Ve yaralıların başka yerlere sevki için sınırdan geçmelerine izin de yok..

Dün Al Jazeera (El Cezire) televizyonunun haberlerinde bir anne ve kucağında başı sarılı suratı şişmiş henüz kundakta bir çocuk vardı..Ve yaralarına tıbbi müdahalede bulunulamayan bir sürü insan ..

İsrail yeryüzünü cehenneme çevirmekte ısrar ediyor ama bakalım Allah'ın cehenneminde nasıl hesap verecek...Allah'ın laneti İsrail ve o mantıktaki herkesin üzerine olsun ..Hem de bin kere lanet ediyorum masum insanlara kıyan ve kan içen tüm vampir ve kudurmuş köpeklere binlerce kez lanet olsun ..

27 Aralık 2008

sevmek

varlığınla yokluğun arasında gidip gelmek mi sevmek ..
avucuma damla damla yağan gözyaşların mı..

utangaç yüreğimde kirsiz bir mendil ,
bakamadığım gözlerinde gördüğüm hayat mı ..

senle sensizlik arasında sıkışıp kalmak mı sevmek ..
yoksa çıkarken tepelere aynı anda yere batmak mı ..

özümden özleyipte seni ,
tüm benliğimle sarsılmak mı ..

seni sensiz yaşayıp ta ,
uzayan yollarda yalnız kalmak mı ..


26 Aralık 2008

Özü gür olmak


"Özgürlük özle gerçekleşecek bir şeydir..Eğer gerçekten özgürleşmiş olsaydı insan , özü gür olması gerekirdi..Şimdi ki gibi cılız , mecalsiz ,takatsiz , hakikatsiz değil.."

Yukarıda ki satırları "Kusursuzluk çabası , yetersizlik duygusu" isimli kitaptan alıntıladım..

Yazarın dediği anlamda alırsak günümüzde özgürlük özü boşaltmak ve kimseye hesap vermeden yaşayacağımız bir hayata ulaşmak anlamında kullanılıyor..Birçok şey gibi özgürlük kelimesi de dejenere oldu ve içi boşaltıldı..

İnsan yaşadığı toplumun dışında kalabilmek ve istediği herşeyi yapabilmek fikrini hiçbir zaman hayata geçiremeyecektir..Bu derece sınırsız bir özgürlüğün olabilmesi için ancak uzayda yaşamak gerekir herhalde..

Mükellef olma duygusu çoğu zaman yoketmek istediğimiz bir şeydir..Çünkü insan mükellef olmazsa sorumlu hissetmeyecektir kendini..Gerek sözlük anlamı gerekse İslami ıstılahta ki anlamı ( mükellef :islâmî emir ve yasakların muhatabı olan ve bunlara uymakla yükümlü bulunan kimse) ile mükellefiyet ömür boyu söküp atamayacağımız bir kavramdır..

Bu durumda mükellef olmak ve özgürlük kavramları birbiriyle çarpışacak ve özgürlük kavramı her zaman için mükellef olma duygusunu yerle bir etmek olarak anlaşılacaktır..Ve insan kendisini , tıpkı resimde ki gibi büyük bir buhranda hissedecektir..

Not: Resim bakarak çizilmiştir..

23 Aralık 2008

Geçti bahar


geçti bahar
hesabımda hep zarar hep zarar

ömrüm gibi herşeyim nanay
göz görmez ama gönül yanar

sevda işler benliğime damar damar
çizgiler ince, ölümüm kadar

tenim ateşte
özüm de yanar , sözüm de..
büyüdükçe karıştıkta toza dumana
ben sen oldum yağdımda ömrüne
sen olamadın çiğ tanesi bile geceme..

geçti bahar gelsende anlamı yok
hasretinde asılı kaldı mısralar...

22 Aralık 2008

kar ve ben ve dost ve kestane ve , ve , ve...


ohh oh ne hoş..sevgilim Ayıntabıma kar yağdı sonunda....

tam iki gecedir gökyüzü kırmızı topraktı..boğazımızı yakıyordu ..benim gibi faranjiti olanlar delirdi tabi ki..şükür hava temizlendi..Önce yağmur sonra sonra kar..

hava kapalı , kar soğuğu ne hoş...arada balkona çıkıyorum temiz havayı içime çekiyorum ..yüksekteyim herşey ayağımın altında gibi..üşümekte güzel..ardından sıcak birşeyler içip yorgana battaniyeye sarılmak..

soba başı kestane olsa..yada anacığımın ben günahsızken kuzineli sobada yaptığı böreklerden olsa..birde sıcak çay..ama kafa dengi bir dost olmazsa olmaz şimdi..konuşacaksın hayattan , hayatı tiftik tiftik edeceksin , aşkı , nefreti , yalnızlığı , mutluluğu , acıları , sıkıntıları , yaşamanın boynumuza taktığı prangayı konuşacaksın ....
her ne varsa hayattan döküp meydana sen laf etmeden seni anlayan dostunla oturacaksın yan yana..

bu yazıyı okurken sesi açın ..dinleyin ..unutun herşeyi demlenin benim gibi....

not: resim ne alaka demeyin , karda koşan atlar da olsaydı hiç fena olmazdı hani :))

21 Aralık 2008

atalar şahane

bugün bir atasözü patlatayım dedim ..atamızın onikiden vuran sözü ;
"eşşek hoşaftan ne anlar " şimdi burada dikkatinizi çekeceğim nokta eşşek kelimesinde ki ş 'nin şeddelenmesidir..tabi ki bu şedde benim tarafımdan konuldu yani ikinci ş ' yi kastediyorum..vurgu yaptım işte güzelleşsin diye ..

Şedde :Arap yazısında, bir ünsüzün iki kez okunması gereken harfin üstüne konulan işarettir..Olur ki bilmeyen olur değil mi ama..

Şimdi atamızın sözünün devamını yazıyoruz.."eşşek hoşaftan ne anlar , suyunu içer tanesini bırakır"..annesinden bu lafı yemeyen var mı bilmem..özellikle yemek seçen çocuklar yer bu lafı :)
nedense şu miskilim (Antep dilinde güzel, degerli demektir ) hoşafın taneleri hep problem olur..seçer millet , ye gözüm ne olacak ölmezsin ya..bir kereliğine at gözlüklerini çıkarda bak etrafına ne oluyor ne bitiyor..nasıl birşey sunulmuş önüne..o seni yemez sen onu ye..

hoşafın tanelerini yesen belki gözünde ki perde de kalkacak..fer gelecek bir yerlerine (mübalağa )
vay be ne hoşafmış değil mi ama ..neyse çok gıcık bir şekilde yazdığımı biliyorum....tekdüzelikten nefret edenlere şahane , tekdüzelere bahane..çözmeyin sözlerimi çözmeniz gerekmez zaten..bir sürü zırvalayan var blog aleminde birazda ben zırvalayayım ..

Antep şivesi deyince bir de Antep bedduası yazayım barim ..
çenen çekile: çok konuşanlara söylenir,
dert dutasica: başina bela gelir insallah..
Allah seni yeşertmeye: çoluk çocuk sahibi olamazsin insallah

ama ben kullanmıyorum tabi ki ....

kırmızı/kara


attığım her adımda bitip tükenirken birşeyler ,
kırmızı bir bulut tepemde ve ayaklarımın altında kandan gözyaşları ,
ellerim ceplerimde ve sıfırı tükenmiş bir kalple ,
sessiz , ıssız bir gecede ,
attığım her adımda birşeyleri tüketme niyetiyle
tekliğe yürüyorken ,
ilk rastladığım cephede savaştan kaçıp gizlice ,
kırmızıyı karaya , karayı da kırmızıya katıyorum..

bu meçhul seferden son anda vazgeçipte
cehennemi cennete , cenneti de cehenneme kattığım
teşbihinde kaybolduğum
biraz hor bulduğum biraz da asil sayıp
yinede içine annemden kırmızıyla doğduğum ,
perili diye avunduğum dünyama dönüyorum..
hoşgeldin ikinci doğumum..

bir gece vakti ne çizilir ki kırmızı ve karadan başka ...

19 Aralık 2008

ben sende gidiyorum


korkuyorsun , saklanıyorsun desem ,
tokat vurursun sözlerime bir an da ..

kabul etmesen de gidiyorsun hergün azar azar

yanımdan geçerken başıma hüznü , kalbime yalnızlığı bırakıyorsun
ben sende gidiyorum aslında ,
ecel gibi yakana yapışıyorum da

sen bir kez bile sormuyorsun gökyüzümde ki yıldızlar neden kara ?

son ümit



anormal bakmıyorum artık anormal oluşuna
takılmıyorum umursamazlığına , hep aynı talepler baydı , bayıldım ..
artık ben en çok kendimi önemsiyorum ve en çok kendimi seviyorum ..
yalnızca bir ümit kaldı belki diyorum..belki birgün olur mu diye düşünüyorum..

Son Ümit

Nasreddin Hoca'nın çok sevdiği eşeği bir gün kaybolmuş. Hoca, eşeği aramak için, kırlara doğru açılmış. Bir taraftan da bir türkü söylemeğe başlamış.
Böylece dolaşıp dururken bir tanıdığına rastlar
Tanıdığı:
- Hoca. böyle türkü çağıra çağıra nereye gidiyorsun? diye sorar.
Hoca merhum da eşeğini kaybettiğini, onu aramakta olduğunu söyler.
Ahbabı:
- Bu ne iştir Hoca efendi? Benim bildiğim, insan eşeğini kaybetti mi, feryat eder, ağlar, dövünür. Sen ise türkü söylüyorsun!
Hoca, ona önündeki tepeyi gösterir.
- Bir ümidim şu dağın ardında kaldı. Eşeğimi orada da bulamazsam, o zaman siz dinleyin bendeki feryadı!

resim için not: ellerin dert görmesin tatlım..şiddete meyyalim vallahi dertten :)

sitem


bir yalnızlık tutturmuşsun
ne sitemden anladığın var ne de sözden..
gece yarısı uğuldayan rüzgar gibi sinir bozucusun sen ..

yarama tuz basan bir el gibisin..
yanıyor desem de içim aldırmıyorsun..
rüzgarınla kokunu değil hep hüznü yolluyorsun..
asıyorum dudaklarından kelimeleri parçalıyorum kağıdı kalemi..
kızgınlıkla yazıyorum heceleri ..
çok sevmekle kızmak arasında kayboluyorum her gün..

seçtiğin yalnızlığın katili olacağım ,
seni yalnızlığında boğacağım..kalbine vura vura sevgimi anlatacağım ,
kırılan kalbime nasıl kıydınsa ben de birgün sana kıyacağım..

titreyen tenine dokunupta usulca ,

kalbimde yanan koru ellerimden ruhuna sokacağım

yazık ki ey belalı baş ;

seni nasıl sevdiğimi anladığında ben gitmiş olacağım , kırık bir mızrabın telinde inleyen nağme olup , herkes duysa da sesimi sana duyurmayacağım..

18 Aralık 2008

Romatoit artrit..

Bu yazı bu hastalığa yakalanan ancak yeteri kadar bilgi sahibi olamayan kişiler için yazılmıştır..İnternette bu hastalık ile ilgili bilgi aradığınızda hep aynı bilgilerle karşılaşırsınız..Hastalığın tarifi, risk altında ki kişiler ve belirtiler vs..Koskaca net aleminde o kadar aradım bu hastalıkla ilgili çok forum bulamadım..Sanırım en sonunda ben hazırlayacağım bu forumu..:)

İlk önce romatoit artrit nedir ?
Romatoid artrit (RA) eklemlerde ağrı, tutukluk, şişlik ve fonksiyon kaybı yapan bir hastalıktır..Halk diliyle iltihaplı romatizmadır..Tam olarak hastalığın oluşma sebebi bilinmiyor..Vücut kendi kendine iltihap üretiyor bir anlamda..Ve iltihaplı bölgelerde doğal olarak ağrı oluşuyor..

En büyük belirtisi sabahları ellerinizde tutukluk ile uyanmanızdır..Ya da ellerde ya da dizlerde oluşan şişliktir..Yorgunluk , halsizlik ve eklem ağrıları da beraber seyreder..Tabi bunlar bir bütündür tek başına belirti olamaz hiçbir zaman..

Benim bu yazıyı yazmamda ki amaç yılların verdiği tecrübelere dayanarak bu hastalığa yeni yakalanan insanlara bir ışık tutmaktır..Çünkü bu hastalık ancak bastırılabiliyor ilaçlar ile..Yani, yaşam kaliteniz artırılıyor sadece..Zaman zaman alevlenir zaman zaman rahat bırakır sizi..

1-İlk ve en önemli şey eğer size romatoit artrit teşhisi konulmuşsa kesinlikle bir romatoloji uzmanı ile görüşmelisiniz..Sakın ha sakın diyorum çünkü ben fizik tedavici ve dahiliyecilerin elinde bir sürü yılımı kaybedip hastalığın kötü boyutlara gelmesine sebep oldum..Ki cahilliğimden ve de eskiden romatologların az olmasındandır bu.Özellikle dahiliyeciler bu işte uzman olmadıkları için sadece ağrılarınızı keserler ve sizde zaman kaybederek hastalığın şiddetlenmesine neden olursunuz..

2-Bu hastalığın diğer kötü yönü eklemlerinizde ki hareket kısıtlığıdır yani zaman içinde tutuklukla başlayan olay bir süre sonra dirseğinizi tam açamamınıza , yada el parmağınızda şekil bozukluklarına vs neden olabilir..İşte bu tür şeylerle karşılşmamak için romatolog diyorum..

3-Eğer hastalığınızın alevlendiği bir dönemdeyseniz ve eklemlerinizde şişlik ve ateş başladıysa o bölgelere hergün 2-3 kez dayanabildiğiniz kadar buz kompleksi uygulayabilirsiniz..Bu o bölgenin ateşinin azalmasına ve ağrının kaybolmasına neden olur..

4-Yapacağınız her türlü spor eklemleriniz için fayda verecektir..Mesela kondüsyon bisikleti bu anlamda iyi olacaktır..Ayakta binerseniz bütün eklemler çalışacaktır..Ve doktorunuzdan sizi yormayacak ve eklemleri zorlamayacak günlük yapabileceğiniz egzersizler isteyin ..Onlarda kitapçıklar vardır mutlaka..

5-Zaman zaman psikolojik çöküntüler yaşayabilirsiniz..Çünkü hergün ağrı ile güne başlamak ve hayata dair bazı şeylerden kısıtlanmak sizi üzecektir.. Bu hastalık sahibi kişiler hiçbir şekilde eklemleri zorlayacak iş vs yapmamalıdır..O yüzden hayatla ilgili bazı şeylerden yoksun kalabilirler..Özellikle sorun dizlerdeyse dizlerin üzerine oturmak , ayakta çok kalmak ağrılarınızı fazlalaştıracaktır..O yüzden eklemlerimizi korumak zorundayız..Şöyle düşünün camekan bebeği gibi olacaksınız :))

6-Eğer psikolojinizin bozulduğunu düşünüp kendinizi sağlıklı insanlarla kıyaslayıp ağrılara ve bu hastalığa dayanamayacak hale geldiyseniz lütfen ya psikiyatri ya da psikoloğa görünün ..Kendinizi çok iyi hissedecek ve bu zorlayan ağrıları önemsemeyeceksiniz..

7-Bu hastalıkta hastalara kortizon veren bilinçsiz doktorlar olabilir..Kortizon sık ve yoğun kullanılmadığı sürece zarar vermez.Ancak olayın uzmanı olmayan birçok doktor ağrıları kesmek için hastaya kortizon verir ve hasta kortizon kullandığını dahi bilmez..Bende yıllarca kullanmışım ama o ilaçların kortizon olduğunu kendim bulup reddettim sonradan..Yoğun kortizon kullanımına hayır deyin..

8-Bu hastalığı tanıyın lütfen , hasta olan kişilerle konuşun ve bilgi alışverişinde bulunun..Kullandığınız ilaçları tanıyın .. Ne zararları var öğrenin ..Çünkü bu ilaçlar mide , göz , kemik vs gibi yerlere zarar verebilir..Ben yıllar evel kullandığım bir ilaç yüzünden gözlük kullanmak zorundayım şu an ..Çünkü ilaç gözlerimde gözyaşı kurumasına neden oldu.. Suni gözyaşı damlası kullanıyorum şimdi ve bulanık görüyorum..Neyse bu ayrı bir konu zaten..

9-Romatoloğunuza hiçbir şeyi sormaktan çekinmeyin lütfen.Araştırın bu hastalık sizi nelerle karşılaştırabilir bilgi edinin ..Ve en önemlisi moralinizi yüksek tutmak zorundasınız..Çünkü üzüntü ağrılaınızın artmasına ve bedensel acı çekmenize sebep olur..En az stres mahallini seçin :))Ve çevrenizdekiler size destek olsun..Destek ve anlayış çok önemli çünkü..

10- Son olarakta nekroz ( bazı bölgelerde geri dönüşümü olmayan doku ölümü) bu hastalıkta ileri boyutlarda karşılaşabileceğimiz bir sorun..Yine bende ki bu sorunla ilgili olarak doktorum beni aydınlatıp uyarmamıştı..Kendi çabalarımla keşfettim ve şimdi neyle karşılaşacağımı biliyorum en azından ..Ve en kısa zamanda nekroz nasıl önlenebilri bunun üzerinde durmam gerek..

Şu an aklıma gelenler bunlar..Aslında serüven uzun ama ne bende anlatacak yürek ne de sizde okuyacak sabır olmayacaktır..Googlede bu yazıyı bulup okumaya gelen hastalar soracağınız veya bana önerebileceğiniz herşeye açığım..Allah hepmize büyük bir güç ve şifa versin ..

Not-1:Blogcu dostlarım bana kesinlikle çok üzüldüm vs gibi yorumlar yazmayın tarafımdan yayınlanmayacaktır..Ben bu sözler için değil gerçekten benim gibilere ışık olmak için 22 yıllık tecrübemin ve doktorlarımın tavsiyelerini derleyip yazdım ..Umarım bu bilgi birilerinin işine yarar..Buna çok sevinirim ..

Bana sadece geçmiş olsun diyebilirsiniz..Başka birşeye gerek yok ..Aslında böyle şeyleri yazmaktan nefret ediyorum ama 2 hafta önce yaşadığım bir rahatsızlık bunu yaşamış kişilere ulaşma mecburiyetini doğurdu..Kendi çevremde de numuneliğim ya bir tek ben bu hastalığa sahibim..Belki buradan gelen birileriyle fikir alışverişi yapabilirim..Çünkü doktorlardan da istediğim cevapları ne yazık ki alamıyorum..Ve nette de istediğim bilgiler yok..

Neyse ağrısız romatizmasız günler diliyorum..Herkese acil şifalar..Romatoit artritliler merak etmeyin birgün bu hastalığı gerçek anlamda tedavi edecek bir ilaç üretilecektir..Eğer ölmezsek tıp ilerliyor ve belki görebiliriz bunu..Benim hâlâ umudum var ...

Not-2:Ben ne hekim ne de başka birşeyim sadece yıllarını bu hastalığa hediye etmiş bir hastayım..Sadece tecrübelerimi anlattım ve ümitsizliğe düşülmemesi gerektiğini söyledim ..Yazdıklarım sadece tavsiyedir..

Bloğumun ilk ve son en uzun yazısı...:)

Sorularınız olursa ve yardım edebilirsem artritliyim@gmail.com

sarıl/mak


öyle sıkı sarıl ki bana ;
iki beden tek bir resim olsun ,
iki ruh tek bir nefes olsun ..

17 Aralık 2008

iki yüz

rütuşlu bir fotoğraf karesinde değitirilmiş yüzüne bakıyorum..aslında çirkin değilsin ama içinin çirkinliği mana aleminden yağmur gibi yağıp suratında herkesin göremeyeceği izler bırakmış..

ilk bakıldığında sesinle birleşen şefkat , dilinde ki nezaket bir süre sonra kişiliğinde ki serserilik , içinde ki kıskançlık ve içi boş olmak sıfatınla meydana dökülünce çırılçıplak kalıyor herşeyin..görenler iyi sanar seni ama lugatında iyilik hep çıkar sonucu kullandığın bir araçtır.. çıkar = sen..

sen ki çıkarın için en feda edilmez denilenleri feda eder , yakarsın birilerini..hiç düşünmeden hemde ..sende vefa yoktur , merhamet çıkarınla toslaşınca yerini düşmalığa bırakır bir anda..

kaç satır yazmalıyım ki sen ve senin gibi kişiliksiz ve dünyayı paradan ibaret sayan ahmakları anlatabileyim ..ama buna sabrım yok..o yüzden burada bitiriyorum sözlerimi , atıflarımı , ifedesi tam olamayan laflarımı..

şunu biliyorum ki sen ve senin gibi ruhu kirlenmiş insanlar kendi karanlığınızda boğulup gideceksiniz..maske bu elbet düşecek zamkla yapışmadı ya suratınıza..

her insanın hayatında karanlıkta boğmak istediği ikiyüzlüler vardır..bu yazı herkesin ikiyüzlüsüne gönderme olsun..

16 Aralık 2008

İstifra



kimileri aptalca meseleler yüzünden sümük sallar , kapris yapar , kendisine ve çevresindekilere hayatı zindan eder...
kimileri de gerçek sıkıntının içinde dibe vurmamak için son gücü bitene kadar çabalar..

güç biter mi ? yoksa insan direndikçe yenilenir mi ?

tek bildiğim gerçek ; sıkıntılar gelmeden aptalca şeyler yüzünden sabrı tüketmemek gerektiği..aksi halde sıkıntı başa geldiğinde savunmasız , kalkansız kalır insan..

bazen öyle birbirine karışır ki herşey..hiç sevmediğiniz ve hiç istemediğiniz şeyleri tatmak zorunda kalırsınız ..ve bir bakarsınız mideniz allak bullak olmuş..o zaman çare istifra etmektedir..keşke herşey istifra etmek kadar kolay olsaydı..istifra etseydik ve karışan herşey bizim dışımızda kalsaydı ve zarar veremeseydi bize..

ya istifra etmek mümkün değilse ve bozulan herşey benliğimizdeyse ..o zaman sabretmek gerek bu bozulmuş mideye ....

ya da karışıklığa ve bozulanlara aldırmadan yaşamayı öğrenmek gerek..

"hayat suya elini sokmak gibidir..bazen hoşuna gider insanın , bazen de zulüm gelir "

Not:blog listem yine kendini yok etmiş , bu sorun nasıl hallolur bilen varsa saklamasın lütfen :)

13 Aralık 2008

koğucuya gönderme

ağzı pis kokulu , koğucuların başkanı hadi yoluna gazla bakalım..şeytandan özel ders aldın sanırım nasıl koğucu olabilirim diye..ücretsiz seve seve vermiştir dersi mel'un..yaptığın işi marifet sanıyorsun değil mi ?..man kafan bu kadar çalışıyor işte..için pis , niyetin kötü , habissin işte ne yapabilirim ki..

hazmedemiyorum koğuculuğunu ve senin gibi karakteri zede almışlarla yaşamayı da hazmedemiyorum..off ne zor hayat ..keşke tek tek seçebilse insan görüştüklerini..ama bir yere kadar işte..bir noktadan sonra müdahale edemiyorsun..bazı aptallarla görüşmek zorundasın ..ne sıkıcı yaa..yine asiliğim tuttu..en nefret ettiğim şeyler tepemde ..

hesap vermeyeceğim kimseye kazık kadar oldum..şunu ne zaman anlayacaksın sallama kafa koğucu..ben senin istediğin bir maymun ya da soytarı değilim..beni kalıplarına asla ve kati surette sokamayacaksın..ben kişilikli ve ukala ve dik kafa ve dili uzun bir şahsiyetim ..yontamazsın ..zati kalıplarına girmediğim için uğraşıyorsun benimle...hesap vermem vermeyeceğim de..sallama kafalarla işim yok malesef..hadi başka kapıya .. hayata bakış açımız külliyen farklı..

kendime yararım bundan sonra
ister gelirim ister gelmem
hesapmı vercem bundan sonra


bu yazı gerçek hayatımda ki birileriyle ilgilidir doldum patladım ..kimse kuş gibi düşünüpte kafa yormasın bu kim diye..okuyun ve geçin..birikti çıktı işte..beni yiyeceğine sizi yesin dedim :)))

relax olalım lütfen , fluyuz , vuuuu ve de uçuyoruz ..işte kızdık söylendik rahatladık ve ardından kişisel gelişim laflarımızı ediyoruz ..anksiyeteli depresyonu üzerimizden atıyoruz şimdi hemen ..hadi bakalım hep beraber..mutluyum , mutluyuz , mutlular , hayatı seviyoruz , yaşamak güzel..herşey mükemmel...)) hâlâ düzelmediysek plates yapalım lütfen ..

impossible is nothing herşeyi başarabilecek güce sahibiz aslında , yeter ki içimizde ki gücü ortaya çıkaralım..nlp uzmanı mı olsam acep , bilemedim şimdi..???

12 Aralık 2008

sen gideli


sorma halimi..
biçimsiz özlemlerin içinde şekilsiz kaldım
sen gideli yabancı oldum herşeye
ruhumu sıkan bir karanlıkta kaldım
tuttukça tuttum nefesimi ..
kimse duymasın sesimi ,
çıkarmasınlar saklandığım yerden diye simsiyah kaldım....

sen gideli yokluğuna sarıldım ...
gece gündüz kokuna boyandım...
aşkının kadınıyım ben ,
sevgine sevdalandım , istesem de kaçamam ki derdimden ..

sen gideli ayaklarım çıplak kaldı..kanasada aldırmadım..
umursamadım hiç kimseyi .. ağlamadım..
küçüldüğüm yatağımda yorgansız kaldım ,
hasretin bu kez çok yaktı da kalbimi ,
en güzel hecelerle tek seni andım...

vazgeçmedim daha , ne senden , ne kendimden
istifamı yazmadım , çünkü parmak uçlarıma kadar sen vardın

11 Aralık 2008

DÜŞSÜN DUVAR


Duvarlar yıkılsın, evler inşa edilsin
Duvarlar üst üste düşsün
Duvarlar yıkılsın ki hürler mutlu olsun
Duvarlar ardı ardınca ardı ardınca düşsün
Ey annemin oğlu! Fırtınaya karşı duran yalnız sen değilsin!
.................
Şimdi sen ey zeytinin efendisi
Dutun ve o diyarın efendisi
Bende artık kalmadı
Akan kandan başka
Ondan mürekkep yap
Onunla çocuklara köprü çiz
Onunla binlerce şu sloganı yaz:
"Yeryüzü sadece hürlerin mülküdür!
Yıkanların
Tüm duvarları
Birbiri ardınca"

Adil Tebine (veya Tübeyne) - Cezayir

Zeytin ile Filistin kastediliyor..

Arap edebiyatı ile ilgili yazıları okuyordum nette ve bu şiir ile karşılaştım ..Beğendim ve paylaştım ..Şimdi Filistin , Irak ve benzeri savaş ülkelerinde bayram değildir kutlanan..Ölen anne , baba , çocuk ve bir anda tüm ailesini herşeyini kaybeden insanların yaşadığı dramdır..Bayram kelimesinin onlar için hiçbir anlamı yoktur sanırım ..
Not:Şiiri arapçadan Türkçe'ye çeviren kişiyi bilmediğim için yazamadım ismini...Ve yapılan çeviri şiirin bir kısmı..

10 Aralık 2008

Kırmızının gücü



Çok uzun zaman oldu çizmeyeli..Bu sakinliğime iyi geldi bu çizim ..Özlemişim :)

umulmayanlar


bazen bir fotoğraf karesi gibi donup kalıyor içimde hayat..ne bir adım öte gidebiliyorum ne de bir adım geri..bir ayağı kırık bir atlı karınca gibi sadece dönüyorum ve baktığımda kendime yine aynı noktayım biliyorum..

en ummadığım zamanlarda , belki bir yığın insanın içinde saklamaya çalıştığım bir duygunun en güzel yerinde birden deliriyor mısralar..kelimeler , heceler dem vuruyor içime..ve dökülmek istiyorlar ellerimden..birden ta yükseklerden yere çakılan damlalar gibi dibe varıyor herşey..yoruluyorum , takatsizliğimi hissettirirken kalbim birden kendimden geçiyorum..

açlık gibi kıvrandırıyor kader ..yalnızlık gibi üşütüyor ..isyan etmeye zorlasa da fısıldayan lanetliler , yumuşattığım kalbim savaşı kaybetmekten titreyipte şükreder...

en ummadığım zamanlarda çalıyor kapımı hüzün..belki bir gece vakti..belki de çok sevdiğim birinden duyduğum hecelerde..arkadan bıçaklıyor hüzün hem de en güçsüz hissettiğim bir çıkmaz sokağın içerisinde..

en ummadığım zamanlarda görünmedi dost yüzün , hem de sana her zamankinden daha ihtiyaç hissettiğimde..en koyu yalnızlıkta bırakırken beni en ummadığım vakitte sende gittin desteğinde ..

ummadığım zamanlarda ummadığım sürprizler yapıyor ya hayat , ummadığım kadar güçlü kılmak istiyor beni görmeyipte tüm yüreğimle iman ettiğim ...

09 Aralık 2008

Çok tembelim

Güç bela sabahı ettim..Bu sıralar kabus üzerine kabus görüyorum..Ya sayıklıyorum ya da kendi çığlığıma uyanıyorum..Uykumda manyadı ne yapsın zavallı..Gece yağmur sesi dinledim hep..Heryer suya doydu dün gece..Karanlık , yağmurlu ve soğuk bir hava var bugün..

Bugün hiç dışarıya çıkasım yok..Kimseyi ziyarette etmek istemiyorum.
Herkes benim elimi öpmeye gelsin ..:) Sadece tembellik yapmak hiçbir işle igilenmeden keyif çatmak istiyorum..Ne kadar nikotin varsa mideme atacağım..E midemiz de bayram etsin..:)

Her çeşit kahve tadını deneyeceğim( karamelliyi denemedim henüz , güzelmiş Betül söyledi ) , demli kafa çayım bir de mentollü , mentolsüz sigaram..Bir de film atarım ohh kimse değmesin keyfime..Bir de Türk Sanat Müziği..Şöyle dinlendirsin ruhumu , sakinleştirsin ve yorgunluğumu alsın :)

Aşağıda ki şarkıyı mutlaka dinleyin ..Şöyle nostaljik bir yolculuk yapın..Bu güzel bayram gününde
"Sakın bir söz söyleme..Yüzüme bakma sakın..Sesini duyan olur..Sana göz koyan olur
Düşmanımdır seni kim..Bulursa cana yakın..Annen bile okşasa..Benim bağrım kan olur "Tutkulu sevenlere gitsin bu şarkı :)

Yok tercihiniz türküden yanaysa hemen altında "Bir fırtına tuttu bizi" var onu dinleyin..(favori türkümdür)


Hava soğuk , karanlık ve üşüdüyseniz ve yalnız hissediyorsanız damara vurmak gerek ve o üşüyen kalbi ısıtmak gerek..Herkese sevgiler ..Sıcacık olsun kalpler :)

gitmeliyim


gitmeliyim
yalnızlık üzerime devrilmişken ,
kalan son noktayı koymaya çalışırken
esip geçerken beni görmemene
ve soğuk bir nefes gibi enseme değmene
üşüdükçe üşütmene
kuruttuğun ve tuttuğun her kelimeye kin duymadan
gitmeliyim..

derdim kelimeleri boğazından sıkıp öldürmen değildi.
derdim kelimelerini bana göndermendi..
esip geçerken bir yabancı olmandan ,
bam telime vura vura kaçıp saklanmandan
kuruttuğun ve tuttuğun her kelimeye kin duymadan
yormadan yorulmadan
gitmeliyim ..

"hayat deme bana , imkanlar , imkansızlıklar her ne varsa budalaca ben şimdi en kötü sözlerimi söylüyorum ve esip geçerken bıraktığın izleri dipsiz kuyuma fırlatıyorum.. "

06 Aralık 2008

Mükemmel çizimler



Cem Kızıltuğ : Grafik Tasarımcı, illüstratör, karikatürist. Zaman gazetesinde çizgi yorum başlığı adı altında çizimlerini okuyucuyla buluşturuyor..Tek kelime ile harika çiziyor..Bayıldım ve kıskandım..Tam benim tarzım :) İllüstratör olmadan ölürsem gözüm açık gidecek :((

Diğer çizdiklerine kendi sitesinden ulaşabilirsiniz..

Bozkır


bozkır uçsuz bucaksızsa eğer ve vermiyorsa istediklerini ,
güneş tam tependen vuruyorsa beynine ,
zorsa zorlanıyorsan zorluyorsa herşey ,
sığınacak hiçbir ağaç yoksa eğer
ve dudakların susuzluktan kuruduysa ,
ve bitmediyse daha içinde birşeyler ,
bir çiğ tanesi kaldıysa gözlerinde ,
bu bozkırlar seni çekmeden toprağına ,
yapacak güzel şeyler var demektir..
çürüyüp gitmek değil gücünü hissetmektir derdin o kadar..

Aslında sözü Üstada bırakmak gerek ;

Ye's öyle bir bataktır ki,
Düşersen boğulursun
Azmine sarıl sımsıkı
Bak ne olursun

Mehmet Akif Ersoy

04 Aralık 2008

Burası

pis bir yer burası
denizi kirlenmiş bir şehir,
her köşesi küf kokan bir oda gibi
dili dışarıya çıkmış bir köpek ,
ağzı pis kokulu , salyası leş gibi..

inandığımla yaşadığımın birbirini kurşunladığı bir harp meydanı
kabus görüdüğümde duyuramadığım ses gibi.
ve üzerime gelen karabasan gibi..
elleri kirli elleri lekeli..

burası tüm duygularımın tecrit edildiği ,
içinde sessiz bir ölümün bestelendiği
pis kokulu hücre evi....

At gözlükleri

At gözlükleri takarak ne zamana kadar yaşayabilir ki insan..Bu soyut kavramın içerisinde algılamadan , es geçerek yada basmakalıp yaşayarak nereye kadar..

Çok zaman düşünüyorum ..Bu gözlükler belki de insanın iç dünyasının daha az zarar görmesini sağlıyor..Çünkü bir anlamda perdeli yaşıyorsun.. Beyninle gözlerin arasında tam anlamıyla bir perde var..Görüyorsun ama algılamıyorsun..

E algılaman zayıf olunca da çevrende ki olaylardan daha az etkilenirsin..Haksızlıklardan , riyadan , kişiliksizlerle aynı nefesi solumaktan daha az etkilenirsin herhalde..

Ki ben algıları gereğinden fazla açık biriyim..Bir yaşlı bile görsem yolda içim ezilir..Tablacılara acırım özellikle kış günlerinde..Soğukta çalışıyorlar diye..Pazarcılara üzülürüm..Pazar kurulur herkes alışverişini yapar gider . Ama onlar kar yağsa bile akşamı ederler sokakta..İnşaatta çalışan insanlara da çok üzülürüm..Ve de belediye işçilerine..Say say bitmez ki..Bir sürü şey var ..

Neyse konuyu dağıttım..Boşver diyorum kendi kendime basmakalıp ol..Çıkma çizdiğin çerçeveden..Bu durumda sen çevrendekilere uyacağına çevrendekiler sana uyar ..Ama bu teori her zaman tutar mı bilmem..Sanırım bu sıralar bu gözlükleri takmaya ihtiyacım var..Biraz da olsa boşvermek için ..Biraz da olsa algılamamak için ..

Alakasız alıntım ;

"Ölmek kaderde var; yaşayıp köhnemek hazin
Buna bir çâre yok mudur ya Rabbilâlemin "
Yahya Kemal Beyatlı
Sürreal resim :Vladimir Kush

03 Aralık 2008

Şiddete lanet okuyorum

Dün eğer haberleri seyrettiyseniz polis yeleği giymiş 3 erkek konsomatris bir kadını resmen saçlarından sürükleyerek arabaya bindiriyor ve götürdükleri evde tecavüz ediyorlar..Yetmedi izleri yoketmek için birde kadını banyo yaptırıyorlar..

Yazmayayım dedim ama tutamadım kendimi..Ve o mekanda bulunan kişilerden hiçbiri saçlarından sürüklenerek götürülen bu kadına müdahale etmedi..Polis olduklarını zannederek tabi ki..Çok kez sırf bu durumlar yüzünden kadın olmaktan nefret etmişimdir..Çünkü kim ne derse dersin kadınlar cinsel obje olarak görülüyor ve erkekler de kendine hakim olamayan ve zaman zaman canileşen yaratıklar olabiliyorlar..

Kız çocuklarına tecavüz edenler , yetmedi kendi hem cinsine tecavüz edenler ..Nedir bu?..Ne iğrenç bir zamandayız..Neler oluyor ?...Şuç , cinayet , vahşet , şiddet bu mu tek olan şey ? Tamam tahrik unsurları çok fazla ama kadınlara yapılan bu zulümlerde çok fazla..

Benim sözlüğümde feminizm daha doğrusu izmler yoktur ama radikal bir feminist olacağım bu gidişle..Şiddeti ve uygulayıcılarını bin kere kınıyorum..Ve daha ağır şeyler yazmamak için susuyorum..

01 Aralık 2008

sana benziyorum


ben en çok sana benziyorum ,

senin içinde ki yollardan sana gelip ta en dibe düşüyorum ha bire..keşke diyorum hiç çıkarmasan beni oradan ama tutup ensemden sallıyorsun kırmadan..

neden hep insan kalanı yollar , gidene koşar ki..tezat değil mi bu ? halbuki kalan onun için belki de damarında ki kan..ama anlayamaz ki insan..kalanı yollar gidene koşar durmadan..

ben en çok sana benziyorum ..

ellerimle ellerini tutup avucunda ki sevdanın kokusunu çekiyorum içime..avuçların ne kadar sıcak..hiç tadılmamış bir duygu gibi..yeni yepyeni..
yanağımda ki yaşlar avucunu ıslatsın istiyorum..ya da ellerimi ellerine aldığında tırnağımı etimden ayırmaya çalışma istiyorum..biliyorum farkında olmuyorsun ama bazen can yakıyorsun....

ben en çok seni özlüyorum..
gelip gidiyorsun , kaç kez gitme desem de sen "yine gelirim" diyorsun..
her gittiğinde özümden bir yeri acıtıp gitsen de ben en çok seni seviyorum..
ben en çok sana benzeyip , sende doğrultuyorum kamburlaşan belimi.....
hergün daha da güzelleşip senle ay gibi doğuruyorum kendimi ...
biliyor musun ben en çok ...

"sadece sevilmeyi ve sevmeyi ilaç gibi görenler içindir..haricindekiler gerçekçi bulmayacaktır zaten..."