.....Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar ..Yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz !!!.....

29 Kasım 2008

Darb-ı mesel

sıkıcı birgün geçirdim ya da benim içim sıkılıyordu gün sıkıcı zannettim ..her iki durumda söz konusu olabilir , tam bilemiyorum..

şimdi bir deniz kızı meselesi geldi aklıma..bir deniz kızı olsun , denizlerde türlü türlü tehlikelerle karşılaşsın ve yorgun düşsün ..yönünü kaybedip , baygın bir halde kıyıya vursun yorgun bedeni ..Ve kendine gelebilmesi için ağzına ha bire balık tepiştirsin başına birikenler...balık kuyruğunu salladıkça sallasın..deniz kızının ağzından içeriye inmeye çalışsın ha bire ..ama deniz kızı bu şekilde iyi olmayı istemediği için dirensin..(çünkü her dakika pis kokulu balıkların içinde yaşasa da balıklardan nefret edermiş) ve balığı yemek istemesin..

deniz kızı her kıpırdadığında bazı beyni küçükler başka çare yollarını akıllarına getirmeden , ya da deniz kızı sever mi sevmez mi demeden balığı tepiştirmeye çalışsınlar..ve deniz kızının direnişi bu şekilde devam etsin ..

böyle bir darb-ı mesel geldi aklıma kendimce..ama sonunu getiremedim..şimdi bu deniz kızı ne etse ki..

balığı nefret ettiği halde kabul edip mutsuz mu olsa..?
yoksa başka bir çare bulup baygınlıktan mı kurtulsa ?
ya da direnmeye devam mı etse ?

konuyla ilgisi olmayan alıntım;

"Sudan söze tutmaz kulağın merd-i sühandân
Deryâya dalan nehirden eyler mi mübâhâ "

Sözün değerini anlayanlar sudan söze kulak asmazlar.
Denizde ıslananı yağmurdan korkar mı sanırsınız!?..

Lebîb

28 Kasım 2008

gerçekliğim

burası ;
biriken yaş , biriken isyan
bazen kuru bazen sulu , bazen çoşkun bazen duru
ne çıkarsa bahtıma kaderden ; burayı alır telaş..
dökülür birikenler kimi anlar kimi peh der..
ne şair olmak derdim ne de sihirli dizeler ..

sadece periliktir yaptığım bir de yüreğimde ki keder..
bakmayın hep hüzün sevmez beni..ben mutlu da ederim kendimi

yalnızlık okuluna kayıt yaptırdığımdan beri dikleştirdim belimi..
bir vardı bir yok oldu kalbimin sevdikleri ..dost falan yok gerçekliğimde..uzun bir vakittir gebereli..

tek gerçekliğim kendimdir , kendimden vazgeçmeyeli..

döktüklerim de benimdir , dökmediklerimde ..
kalemim de ben , herşeyim de ben , ne varsa sadece ben..
tek gerçek olan bir tek ben..

27 Kasım 2008

düğüm


ne gidenler kalanları anladı ..
ne de kalanlar gidenleri , ne gidenler gerçekti aslında
ne de suya çizdiğim çizgiler..

en yalansız kelimeleri seçtim senin için , en riyasız sözlerimi ,
en sade cümlelerimi kurup , içimde başı göğe eren anıları ağlattım ..

ağlayacaksam konuşmayalım , sızlayacaksam susalım..
hep aynı sözlerle anlatmayayım artık derdimi..
bekle !!
içimde ki çöplükten en kullanmadığım en işe yaramayan kelimeleri seçeyim..

sana söylemediğim bir tek güzel kelime kaldı mı ki..yok diyeceksin ama bile bile üzeceksin ..
gözlerimi görebilseydin eğer , bakmak görmek değil anlayabilseydin ,
görmeyi becerebilseydin , nelerden vazgeçtiğini bilecektin ..

ne zaman silebilir acıları , ne de acılar zamanı..

ne kalbin anlayacak beni , ne de benim kalbim yaptıklarını ,

boğazımda bıraktığın düğüm anacak artık adını...

26 Kasım 2008

zehirliyorum


vücudum baştan sona hayaline dolanıp
sabahını istemediğim bu gecede ,
her zerreme seni ,
yine hep seni enjekte ediyorum ..

söylenen ve yaşananları ,
herşeyiyle sil baştan tekrar ediyor dilim..
dilim söylerken kalbim acıyor ,
kalbim acırken yalnızlığım sırıtıyor..

ne günbatımlarını ,
ne karanlığı silen aydınlığı ,
sadece ;
şu an durdurupta zamanı ,
kendimi seninle zehirliyorum...

anksiyeteli depresyon

depresyonunda çeşitleri olurmu demeyin ..var valla hem de kaç çeşit..majör , anksiyete , atipik , distimi ne ararsan var işte..ama bu başlıkta bahesettiğim en yaygın olanı..anksiyeteli depresyonu tıp fedaileri tarif etmiş ama ona benim bir tarif getirmem gerek..kısaca , az ve öz mayışma depresyonudur ..bana dokunmayan yılan bin yaşasın hemde üstüne beslerim depresyonu..depreşmenin yoğun hali :)

bu depresyon çeşidinde mayış mayış mayışırsınız..erir akarsınız.."hıh" diyecek haliniz kalmaz ..acıtasyon had safhadadır , herhangi bir türk filminde müthiş rol kesebilirsiniz aslında ..o derece acıtırsınız milleti...

neyse okuyun yazıdaki belirtiler sizde de varsa uyuşturulma vaktiniz gelmiş demektir...konuyla alakalı olduğu için ekleyeyim Bush'da ne ettiysem beni sevmiyorlar deyip alkole vurmuş kendini..yani majör depresyon hallerine girmiş belli ki..ona ne olsa azdır ama Allah bilir işini ..malum tahtından oldu !!! ve onca ah aldı normal bu kıvranışlar..az bile hatta ..

bu arada ben peri oldum artık..zaten birikim diye düşünmeden koymuştum ismimi..periden başkası itici geliyor bana..ben böyle flu akayım , perilik yapayım gene ....kabul edenler ? etmeyenler ? itirazı ya da önerisi olanlar ....

25 Kasım 2008

salladım bu gece

küçük bir operasyonla sinirlerimi aldırdım..gerekli ilaçlarıda aldım ..şimdi bütün argo sözcükleri kullanıp dağıtasım var kendimi..sallayasım var ne var yoksa ..

cebimde bir sürü soru işareti vardı...tepişip duruyorlardı bir o çıkarıyordu kafasını bir öbürü..tepişme yarışındalardı .. e ben ne yaptım hepsinin boynunu vurdum tabi ki..yere batsın sorularda cevapları da dedim bu gece..

beklentilerim hayallerim hiçbiri umrumda değil..etrafımda beyinciğinde ki arıza yüzünden dengesi bozulanlar hiç umrumda değil..lobları birbirine girmiş banane..bozulan anotomileriyle kendileri ilgilensinler bir zahmet..

her kendimi dağıtmak istediğimde gece sokaklarda hovardaca gezmek isterim nedendir bilmem..gece başımı alıp karanlıkta kaybolmak isterim hep..işte bu durumlarda hep erkek olsaymışım diyorum ..ha bire evi terkederdim herhalde ..ohh nede güzel ederdim ..:)

ne yaşadıklarım , ne de yaşayacaklarım umrumda değil..ne sevdiklerim ne sevmediklerim mühim değil..dünya yansa umrumda değil..

"yok bir sitemim hayatta herşey kısmet " demekten başka birşey düşmüyor bana , yaşadığım ve yaşayacağım herşey için boymun kıldan ince ..çünkü ipler benden çok çok ötede....

madem dağıttık dedik onun için resmide emo seçtim halbuki hiç hoşlanmam kanlı manlı..ama yazı tam teşekküllü olsun istedim..vay be ne mühim bir mesele !!! ne kadar değer veriyorum kendime..maşşallah ..

24 Kasım 2008

bir tek sen

bir tek sen kalmalıydın aslında ,
herkes gitse bile sen bende kalmalıydın .
bu sahteliklerin içinde bir tek sen elimden tutmalıydın..
yüzümde ki çizgilere bir bir dokunup ellerinde sıcaklığı ,
yüreğinde şefkati bulmalıydım..
hiçbirşey için yok sözüm
sadece ;
herkes gitse bile sen kalmalıydın
ama herkes kalandı sen kalmayandın....

Akıp gidiyorken işte böyle yaşam;
bir ölü sessizliğindeyken zaman ve ellerimde bir hüzün ağırlığı,
kimi zaman kendimden bile uzaklarda ,
hep hayatın satır aralarında çıkıyorsun karşıma.
Bu yüzden ya belki ,
hayat her gün biraz daha tükenirken ve çıkıp giderken belleğimden binbir telaşla,
sadece sen, bir tek sen kalıyorsun aklımda...
Unutulmuyorsun...

olmadı...
bu gidiş yakışmadı sana..
herkes gitsin , bir tek sen kal yanımda..
bir de saçlarımın kokusu aklında.

birinci kıta benden , ikinci kıta kırmızımdan , üçüncü kıta zahir'den ..iyi okumalar

23 Kasım 2008

Mentol

zaman akıyor , günler geçiyor..
ha geldi gelecek ha döndü dönecek ,
ha bugün ses verir , ha yarın ses gelir
iyi olacak herşey derken tamam düzeldi , düzeldim derken
buzlarımız eridi , küs/künlük çöpe gitti
kalbimiz zaten vazgeçmedi ki ,
vazgeçemezdi ki derken
yine sil baştan oldu herşey..bu esrarengiz , egzantrik durumu çözemeyeceğim ben..
şimdi mentollü bir sigara iyi gider bu ahval ve şeraite..
ancak toparlarım değil mi ?

Sen yenisin galiba!

sen yenisin galiba ?
evet yeni geldim dünyaya anamdan ilk doğduğum gün gibi günahsızım ve masumum ..şeytani dürtülerle tanışmadım daha..daha ağzı süt kokan bir bebeyim ..

yeni öğreniyorum daha hayatı , yeni emekliyorum ve ardından ilk adımlarımı attım..ohh ne güzel bir dünya burası..gam yok keder yok , gözyaşı hiç yok..(ağlamakta bir ihtiyaçtır diyenlere bakmayın ağlamak aslında berbat bişeydir..genellikle canı yanınca ağlar insan nasıl güzel bişey olabilir ki)

henüz melek gibiyim art niyetlerim yok , kin gütmüyorum , kıskanmıyorum kimseyi , kimse içimi acıtmadı henüz , aşk denen meretle tanışmadım , terkedilmedim , terketmedim , dert demedim..

beynimi delecek ağrılar yaşamadım , sağlığım sıhhatim yerinde herşey mükemmel ....bana birşey verirlerse alıyorum vermezlerse gene alıyorum , ne istesem elde ediyorum yani ..sevgiye doyuyorum şımartıyor anam , babam , bütün sülale , hatta bütün ins ve cins (mübalağa sigası) oh ne âlâ memleket ..mutluyum mesudum vuuu uçuyorum ..dünya benim etrafımda dönüyor..

desem külliyen yalan söylemiş ve günaha girmiş olurum sonrada yamulurum ..:)))

20 Kasım 2008

öylesine

ben ne zaman bu kadar duygusal bir yaratık oldum çıktım ki..nefret ediyorum bu halimden..
kadınların en zayıf yanları duygusal olmaları değil mi zaten..? taş kalpli olsa insan ne güzel olurdu..dışardan kalbine çarpan herşeyin kafası kırılırdı..

başım çok kötü ağrıyor hatta zonkluyor..bir de üzerine balık kokusu çekiyorum birileri pişiriyor bana da tiksinmek düşüyor tabi ki..sevmiyorum balığı , insanlar bıraksınlar denizde yüzsün o hayvancıklar illa herşeyi yemek zorundamıyız..insanoğlu börtü böcek önüne ne gelirse yiyor..çekirgeyi çıtırdatıp yiyorlar , ahtapotu haşlayıp yiyorlar..zevk meselesi tabi ki..

Miami kentinde 14 yaşındaki kız çocuğu, kalp nakli yapılana kadar kendi kalbi olmadan kan pompalayan bir aletle 118 gün yaşatılmış... güzel bir haber tabi ki..tıp kendini aştı maşallah diyelim bari..

sadece saçmalamak için yazdım , hiçbir amacım , ideolojik hedefim , beklentim , talebim yoktur..kimse kurtlanmasın blog listemi de template değişeceğim için yeniden koymuyorum..halet-i ruhiyem ne zaman müsait olursa sil baştan yapacağım..blogları okuyamıyorum , kimseye gidip yorum bırakmadığım halde ziyaretlerini eksik etmeyen arkadaşlarıma çok teşekkür ederim....ama bir süre daha böyle olacak sanırım..

18 Kasım 2008

mübalağa

mübalağa

artık sabrımı daha fazla zorlamasa birşeyler ..baykuş gözlerle seyrediyorum zaten hayatı , donuk anlamsız , bomboş..yarı açık yarı kapalı..

fecre çevirdiğim boynumu vuruyor habire birşeyler..başım bedenimden kopsa belki biter bu keder..kanlı haberler uçurun sevdiklerime , güvercin her saniye ölüme gider..

namussuz karanlıklarda el yordamıyla bulduğum fer , bir rüzgarın esmesiyle devrildi herşey..düştü güvercin göle boğulmak üzeredir , bu meçhuller yarınlara kötü müjdedir..

ne bela bir acıdır ki sarstıkça sarsar , pis bir karabasan olur da elleri boğazımı sıkarda sıkar..

not:bu dengesiz template kaşınmaya başladı artık..kaçtır blog listem kendi kendini yok ediyor.. en son eklediğim yazılar headerin üstünde görünüyormuş..hakettin yokedilmeyi..iyi olduğumda halledeceğim seni..

17 Kasım 2008

yalan

şimdi mi ?
uçurdum kafesimde ki kuşları ,
uçurtmalar gönderdim gökyüzüne , sarı, kırmızı mor..
kıpır kıpır yüreğim , yeni başlangıçlar yaptım..

her sabah güne umutla başlıyorum , alınmıyorum hiçbir söze ,
gücenmiyorum hiç kimseye..
kalbime bıraktığın gözyaşını kuruttum ..
taşlaştırmadım ruhumu uçurdum da uçurdum..
kimseye hesap sormuyorum artık , özlemiyorum , özlenmiyorum...
yalnızlık koca bir deniz yüzüyorum , boğulmuyorum
sesimi yükseltmiyorum , ben hiç ağlamıyorum
kızmıyorum , ah etmiyorum

yazsam da keşke sayfalarca sürse bu yalan , ben giden "yarıma" ağlıyorum..
vazgeçtiklerime yanıyorum , keşkelerde boğuluyorum...

gizli numara

Dün akşam saatlerinde Çorum'da yaşanan bir olay duyanlara 'bu kadar olur' dedirtti. Lise öğrencisi C.S. telefonunu aldı eline başladı rehberde kayıtlı tüm numaralara çağrı bırakmaya.
Son kişiyide çaldırdıktan sonra karşılık gelmesini bekledi.

Aradan 2 saat geçmesine rağmen bir tane bile çağrı gelmemişti. C.S. hıçkırıklar içinde demek bu koca dünyada bir tane arkadaşım bile yok, artık yaşamamın hiçbir anlamı kalmadı diyerek evdeki tüm sarımsak ve soğanları(yaklaşık 2 çuval) yiyerek intihar etti.

C.S. tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından C.S.'nin telefonunu inceleyen polisler telefon ayarlarından numaranın gizlendiğini tespit ettiler. Polisler faili ya da failleri arıyor. Belkide bu caniler aramızda dolaşıyor olabilir!

güneş


güneş üzerime doğduğunda çoktan kaybolmuştum ben..
ne güneş beni gördü , ne ben güneşi..
kovaladık birbirmizi ,
ne ben ona yetişebildim ne de o bana..

ben karanlıktan sıyrılıp ona koştum hep ,
o karanlıkların peşinden gitti hergün yeniden
ama unuttuğu , es geçtiği birşey vardı..
ona en sevdalı ben , hep ben , yine ben...

Bitti mecal

yazacak hiçbir şey yok aslında ..

ama özledim söylenmeyi , sesimi de susturdum kaç gündür , sorulan sorular dışında tek kelime yok..

kalbimde de hiçbir his yok..ama beynim ha bire düşünmekte..nedenler , niçinler onlarıda susturduğumda tamamlanacak herşey....

şimdi yabancıyım kendime..tutamadığım kafamı ordan oraya koyuyorum..kimse bilmiyor ne düştü yüreğime , ne hissetti bu kalp...bu yaşına kadar kazandığı ne kaybetteği ne , neleri terketti , nelerden vazgeçti..yani halimin sebebini bilen yok..çünkü yıllar patladı içimde..yılların acısı şimdi çıktı işte..

kim ne etti , ne söyledi hiç mühim değil..sadece kendimi bile unuttuğum ve kendimi bile tanımadığım bir boşluktayım..sevdim bu boşluğu aslında..bırakmak istemesemde bir süre sonra ayrılacak benden..o zaman belki tekrar sahip çıkarım kendime...

14 Kasım 2008

Unutuldum mu ben

Seni çok özledim
Gece gözlüm benim
Gemilere bin gel yine gidersin
Sonbahar rüzgarı
Kırarken dalları , Ayrı düşen yaprak
Yaşar mı söyle

Olsaydım , Ben yağmur olsaydım
Düşseydim bulutlardan
Kirpikte dursaydım
Olsaydım , Ben rüzgar olsaydım
Esseydim denizlerde
Kalbinde uyusaydım

Unutuldum mu ben
Seviyorsan bulutları tut gel
Yine gidersin

Unutuldum mu ben
Seviyorsan denizleri geç gel
Yine gidersin

Sayfanın alt kısmında ki video Kayahan şarkısı ve bu da sözleri..Bıkana kadar dinlerim artık..

13 Kasım 2008

Gökkuşağı

Hastane caddesinde ki kaldırımda sağa sola giden derdine derman arayan , hastalıklarını iyi etmek için doktor kapılarını arşınlayan insanlar beynimde bir sürü kötü hatırayı canlandırdı..Daha hastaneye girmeden nakavt olmuştum bile..Psikolojik olarak mide bulantım başlamıştı..İç sıkıntım o anda ikiye katlandı doğal olarak..

Bir yanda yağan yağmur , bir yanda parıldayan güneş ve bir yanda rengarenk gökkuşağı sanki içimde ki karmaşayı tarif etti bana..Bir yanda hüzün , bir yanda umut ve bir yanda karmakarışık bir ruh..

Ve gökkuşağı tam da bu karmaşanın içine doğmuştu..
Bulanık bir gökyüzüne renk vermişti..Ve lisan-ı hal ile "karmaşaların içinde bile mutlaka renkler vardır ..yeter ki puslu ruhuna bir gökkuşağı rengi atıver..ya da bunun için gereken zamanı tanı kendine...zamana bir şans ver ve bırakta zaman bu şansını kullansın " dedi .. Güzel dedi demesine de kalbim dinleyecek mi?

12 Kasım 2008

Karmaşa içinde özlem

Ağaçların en tepesinde ki meyveler hep en olgun ve güneşe en doymuş meyveler olur..Koca koca kiraz ağaçlarının tepelerinde rüzgarla savaştığım çocukluğum takıldı bugün aklıma..

Öyle kocaman ağaçlardı ki dallarında çok rahat bir şekilde oturmamıza izin verirlerdi..Hiç eğilip bükülmeden o zayıf bedenimizle ta en yükseklerine rahatlıkla ulaştırırdı bizi..Ya da dalları yerlere değdiği için yere oturup rahatlıkla toplardık kirazları..

En tepesinde ki kirazlar güneşe en yakın aslında en şanssız olanlardı..Çünkü en şekerli ve en olgun olanlar hep serçelere ve arılara yem olurlardı....Fıtrat hep en güzeli arzular..Serçeler ve arılarda en güzelini seçer ve rızıklanırlardı..

O zaman en korktuğum şey sadece o ağaca musallat olan kapkara , uzun antenleri olan ve her gördüğümüzde kendimizi ağaçtan aşağıya attığımız adını "sumak" koyduğumuz böcekti..Çünkü o böcekte kiraz yemek için gelirdi..

Şimdi neden mi özlüyorum o günleri..Masumiyetimi buluyorum o günlerde..Çok sıkkın olan canım biraz avunuyor..Ya da insan kendini kötü hissettiğinde hep geçmişte ki güzelliklere sığınıyor..Bilmiyorum belki de bir sürü sebep var..Ama ben sadece böceklerden korktuğum günleri özlüyorum ..Şimdi ki korkularım bile kirli..Büyüyünce korkular bile değişiyor.Gerçi büyüyünce ne değişmiyor ki..Karakterinde ki özelliklerden bile korkar oluyorsun..Tercihlerin yüzünden acı çekiyorsun..Aslında insan kendi eliyle kendine eziyet çektiriyor..Suçlu başkaları değil..Suçlu bizzat insanın kendisidir..O yüzden kızmamak gerek kimseye..

Bazen dağ gibi ağır gelir hayat insanın omuzlarına..Hani dedim ya kendi elinle bu ağırlığın üzerine yenilerini eklersin..Bir de bakmışsın o dağın altında kalmışsın..Hep silkelenip kalktığın o dağ artık kalkmaz üzerinden ve başka çareler gerekir o zaman..Eğer o noktadaysa insan ne gerekiyorsa yapmalı kendisi için..Yoksa o dağ canını çeker alır canından...Bir daha da belini doğrultamazsın..

10 Kasım 2008

Yağmur

düşlerimden uyandım , ben kalmadı bende..
ıslandım doya doya ..
şimdi yıkandığım yağmurları kurutuyorum üzerimde..
hiç istemesem de yağmurdan kaçıp saklanıyorum bir meçhule..

hayat

hayat damarlarından birisi kopar bazen ..
pamuk ipliğine bağlı hayatın , sarsıldıkça sarsılır.
ne farkeder ki hayat beklemez seni..
üzüldüğüne aldırmaz , ağladığına aldırmaz..
gözyaşlarına kıymamazlık etmez..

herşey ve herkes gideceği yola girip , çeker gider...

bir sen kalırsın bir de diriltmek zorunda olduğun kalbin..

bu hayata bir diriliş gerek..
ama nasıl , ne şekilde ve ne zaman hiç bilmiyorum..

09 Kasım 2008

Vay be!!

Evet artık bu ülkenin sonu ne olacak diye gam , keder duymamıza ve kara kara düşünmemize hacet kalmadı..Çünkü güzide sanatçımız Nihat Doğan Akp 'den siyasete atılmıştır efendim ..Hiç öyle siyaset ona kaldıysa halimiz harap falan demeyin..

Takdir edersiniz ki kendisi bilgi ve birikimi süper zekası sayesinde dolup taşan bir kişiliktir..Malum koskoca Seda Sayan'ı analiz etti yıllarca..Delikanlılığın kitabını yazıp , sevgilisinin ruh ve ceset anatomisini çıkardı..Matematiksel , aritmatiksel her türlü kategoride inceleyip kare kökünü aldı Seda'nın..

Eee onca deneyim nerede kullanılmalıydı tabi ki siyasette..Boşa gitmemeliydi onca birikim..

Bugün Tv kanalının birinde siyaset şovu yaptı ve suratsız suratımı güldürdü..Ki kendi haline kendiside gülüyordu..İnsan ancak bu kadar eline yüzüne bulaştırıp sırf gündeme gelmek için bil-me-di-ği konulara ancak bu kadar atlayabilirdi..Pess dedim..


İşin en traji komik ve beni deli eden tarafı da "yıllarca yaptığım programlarda halka iyi mesajlar veriyordum zaten "demesi..Halbuki türkü çığırıp , maçoluk ve Seda'ya seranat yapan bir krodan başka birşey göremedim ben..Demek ki basiret gözlüklerimi takmamışım onu seyrederken..Tuh ne basit bir insanım yaa . Böyle güzide bir sanatçımızı nasıl fellik fellik takip etmem ki..

İşimiz böylelerine kaldıysa eğer vay bu ülkenin haline ..

Şunu da eklemeden edemedim ..

"memlekette birçok sorun var. Bir siyasetçi olarak bu sorunları çözmek için hangi yolu izleyeceksiniz?" şeklindeki soruya da şu yanıtı verdi:
"Biz öncelikle sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'a gönülden bağlıyız. Yeri geldiğinde halka yapılan haksızlıklara karşı masaya elimi vuracağım. Halkın iyiliği, refahı için bedeli ne olursa olsun, gözümü sakınmadan savaşacağım. Bu tabii Sayın Başbakanımızın siyaset anlayışıdır. Biz de onun yolundan gideceğiz, kendisi bizim aynamızdır. "

The end...

Not:Nasıl becerdim bilmiyorum ama blog listemi uçurmuşum..Kimse panik olmasın :) ..Suçsuzum valla..Kendimi iyi hissettiğim de ekleyiveririm ..

08 Kasım 2008

Karga ile Leylek

Bir gün, bir bilge, kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kuşa rastlar yol kenarında. Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle, ait oldukları yerlerde yaşamak istemediklerini, nasıl olup da bir ´yabancı´yı kendi kardeşlerine yeğlediklerini. Biri karga, biri leylek...

O kadar farklıdır ki kuşlar ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine, türdeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine. Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylek dediğinse leyleklerle. Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar.

O zaman anlar ki, birlikte kaçar, birlikte uçar, birlikte yaşarlar beklenenlerin yanında tutunamayanlar.O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirlerine yakın kılan. Topal kuşlar birbirlerinin ´arıza´larını bilir ve sömürmek ya da örtmek yerine kabullenirler öylesine.

07 Kasım 2008

içimde ki sen

uyumuştun odaya girdiğimde ,
yanına geldim ve seyrettim ..
hiç uyanmasan ne yapardım diye düşündüm..
bedenimden tepip gelen sen ,
gitsen benden..
dilimin zikretmesine fırsat vermeden öptüm yanağını
ve üzerini örtüp kaçtım kendimden..

Kurutulmuş gül

çok şey geldi geçti , hiç bu kadar zayıf ve bu kadar anlamsız olmadım..hatırlamıyorum hiç bu kadar çaresizlikten yandım mı? bu yeni bir doğum olacaksa sancılarımdan bir an evvel kurtulup doğursam diyorum..doğanlarımı kucaklasam , bir an evvel sarsam yeni gelenleri..

içtiğim sigaradan hiç bu kadar tad almadım..hiç şu başımdaki efkar için , bir küçücük sigaraya sığınmadım bu vakte kadar..ama oluyor işte..bir sigara bile yalnızlığımı alacak gibi hissediyorum..o yüzden ta en dibe çekiyorum ki belki ciğerimde ki ateşe su serper diye..

seslerin içinde sessiz kalmak ya da çığlığını duyuramamak..en acısı da bu bence..

fethedilen , alınan , ele geçirilen kalelerimden düştüm ..düşerken ki çığlıklarımdan ürktüm..hiç böyle bir zaman yaşadım mı ..düşündüm ..geride kalan her sayfada kuruttuğum gül var şundan bundan hatıra..ama şimdi gösteriyor ki zaman , artık ne güzel bir anı , ne de kurutulmuş bir gül kalacak geçmişimden hatıra...

yine alakasız bir alıntı;

herşey biter..
su taşı bitirir,
güneş suyu..
zaman güneşi bitirir..
aşk zamanı,
söz aşkı bitirir..
ben sözü..

şimdi önümde Ahmet Karcılılar'ın sansasyonel kitabı Gülden Kale Düştü açık duruyordu..gözüme takılan bu dizeleri alıntı yaptım..farklı bir kitap , bahsetmişken farklı şeyleri sevenlere tavsiye edeyim bari..

06 Kasım 2008

yeter

yeteeer , kaç kez açtım şu zıkkımı (sayfanın en altında sevda çiçeği yazan gerizekalıyı) ama takılıyor..şeytan diyor al fırlat bu yükseklikten şu bilgisayarı..söyleye söyleye birgün yaparım bunu..sayfalar kağnı gibi açılıyor..bizim köydeki at arabaları bile bu sayfalardan hızlı..zaten manyamasa hayret ederdim şu bilgisayara..

ee bugünlerde milletin benle zoru var..bilgisayar modaya uymasaydı ayıp olurdu..inanılmıycak derecede volt yüklüyüm çarpasım var valla billa. (Volt, elektrikte kullanılan potansiyel farkı (gerilim) birimi. Elektromotor kuvveti birimi de volttur. Bir ohm'luk bir direnç üzerinden, bir amper'lik elektrik akımı geçmesi halinde direncin iki ucu arasındaki gerilim bir volttur.)

Şuraya kafamı dağıtmaya girdim saçlarım diken diken oldu...

yarımtık , süreli , biçura , ev iyesi ne varsa başıma toplayıp parti yapacağım şimdi..bu dünyadaki ahmaklardan sıkıldım biraz da gayb ile görüşeyim (mi acaba) ..değişiklik iyidir her zaman için..
düşünmem gerek , sakinleşmem gerek ..(ama şu bilgisayarı bir kere atmadan ölürsem gözüm açık gidecek )

05 Kasım 2008

Beni durduran ..


beni durduran zırh ettiğim göğsüme çarpanlar değil ,
zırhın altında pusup sakladıklarım .
kırık kanadımla taşıdıklarım..

beni durduran yerin dibine sokmak istediğim korkularım..,
nefretimde boğmaya alıştığım yalnızlıklarım..
bir bilinmezi mantığımla bulmaya çalıştığım ..
bilememeyi bilsemde anlamayışım..
beni durduran sende kalamayışım ,
ellerinle dokunmayışın , gözlerinle anlatmayışın..
bir var olup birden kayboluşların..

aslında beni durduran ne sen , ne de ben..
kaderime boyun eğmişliğim hem de bin yol önceden ..

Dart

bir dart oyunun ortasındayım ve ben o oyunun en önemli kısmı yani oyunun tahtasıyım..bu oyunda ok olmayı çok isterdim ama şimdilik tahta olmakla yetinmek zorundayım..şimdi her çeşit ok saplanmalı ki pişmeliyim diye kendimi kandırmalıyım , bi yalan atsam kendime ne çıkar ki..zati bir sürü yalancı var etrafta..uyutuyor beni , bayıyor , dengemi bozuyor, kandırıyor nasılsa..
o arıyor bu arıyor..telefon susmuyor..ne var ? nasılmışım..size ne ki..öylesineyim işte..öyle yaşıyorum..kendi varlığına tahammül etmeye çalışan , yokluğuna dünden razı ama arada kalıp ha bire ok yiyen bir tahtayım..kimi kalbime , kimi beynime , kimi kimliğime batıyor okların ama umursamıyorum..pişkin pişkin sırıtıyorum..ee pişiyorum nasılsa sırıtmalarım da pişkin olmalı..

karşı daireye biri geliyor , biri gidiyor..dalmışım anahtar ve kapı sesi sinirlendirip korkutuyor beni..aslında hükmetmesem kendime beni korkuttuğu için kapıyı açıp avazım çıktığı kadar sessiz ol diye bağıracağım velede..off ne kalabalık bir aile..birde misafirleri geliyor..o hoo cümbüş kopuyor..şimdi evin oğlu geldi okuldan , birazdan evin kızı gider..yani bu da saçmalardan seçmeler..

sessizliğe aşık olursan böyle herşey deli ediyor seni..yada zaten deliren beynini zıplatıyor birileri..

kat kat kıyafet var üzerimde üşüyorum evet ..kaç gündür titriyorum..üşüyen bedenim zannediyorum ama aslında içimdir üşüyen..biliyorum ama bu gıcık üşümeyi engelleyemiyorum...

o yüzden tekrar ısınabilmek için O'na gidiyorum..

Boşluk

Aradığımızı bulana kadar mutsuzmuyuz..

Belki bunu kabul edebiliriz evet aradığımızı bulana kadar mutsuzuz ama aradığımızı bulunca da yeni şeyler aramaya başlarız ..O zaman bu işin sonu yok ki...

Bugün koskoca bir boşluğa uyandım sanki..Herşeyden soyutlanmışım gibi..Ve hiçbirşeyin anlamı ve gereği yok gibi..,

Aslında bu boşluğun neyle dolacağını biliyorum..Bazı adımlar atıp , bu miskinlikten kurtulmalıyım..Ama her seferinde yani her harekete geçtiğimde ayağıma çelme atılıyor birileri tarafından....Bu da olan azmimi bitiriyor tabi ki..

Hep şunu düşünüyorum son günlerde..Yaşıyorum ama bomboş..Ve her saniye aleyhime işleyen birşeyler var..Ve her nefeste ölüme yaklaşıyorum..O zaman beyhude geçirdiğim bir ömür tarafımdan çöpe mi atılıyor?..Düzelirim biliyorum ama bu süreç hızlansın istiyorum..

Yazı ile alakası yok ama eklemek istiyorum..

Âsude olan hâl-i dil-efgârı ne bilsin
Handân-ı tarab girye-künân zârı ne bilsin
Huzur ve mutluluk içinde gülen,
inleyerek göz yaşı döken gönlü yaralının hâlini ne bilsin?

04 Kasım 2008

Çocuk !!


Çocuklar şu hayatın en masum , en günahsız ve en saf varlıkları değil mi?Bu hepimizin kabul ettiği birşey..Ama her konuda olduğu gibi şu aşk konusunda da çok bilmiş yetişkinleri onları bozmaya , kendi heva ve hevesleri için kullanmaya çabalayıp duruyorlar..

Şimdi şu yukarıdaki fotoğraflara bakınca ben aşkı severmiyim nefret mi ederim..Bu nasıl bir anlayış benim aklım almıyor..Nette en nefret ettiğim fotoğraf türlerinden biridir bu..İki çocuğu kendilerine benzetip , üstlerine kıyafetler geçirip romantik resim çekerler....Aşkınız yere bata..Şu masumları herşeye alet ettiniz ya , alet etmedik birşey kalmadı..

O çocuk öpüşmekten ne anlasın , aşktan ne anlasın..Aynı bunun gibi büyükler her konuda kendilerine benzetiyorlar çocukları..Giyim sektörüne bakın çocuk kıyafetleri yetişkin kıyafetlerinin taklitidir..Büyük çoğunlukta bu böyledir..Yahu bırakın çocuklar çocuk gibi sevsin ..Çocuklar çocuk gibi giyinsin..Çocukların herşeyini çaldığınız yetmedi mi..?

Bu ve benzeri fotolar midemi bulandırıyor..İnsanların beyninde ki çarpıklığı ortaya koyuyor aslında ..Masum bir fotoğraf gibi algılayanlarsa beni hayrete düşürüyor..Zaten herşeyi normal göre göre bu hallere düşmedik mi?..

03 Kasım 2008

Deli saçması


benliğinden soyunup , terkedince kendini böyle çırılçıplak kalıyorsun..
sadece çıplak bir deri değil gördüğün , çıplak bir beden değil ..
kabukları anlamsız kişiler tarafından can yakarak soyulan zavallı bir ceset..
tırnakları kırılıncaya kadar kabuğunla uğraşan ,
olmasaydı dediğin bir lanet..
çek ellerini üzerimden desen ...
biter mi bu deli saçması vahşet ??

Ağlama..

Anne ağlar , çocuk sorar..
-anne noldu..
-başım ağrıyor..
-sen hasta oldun.?

-evet ben hasta oldum..

-ağlama anne ..(anneler hep yalan söyler , çocuklar hep inanır)

Hayat hep saklamak zorunda olduklarımız , içimizdekileri gizlemek için söylediğimiz yalanlar , yüzümüze takmak zorunda kaldığımız maskeler ve nefret ederek oynamak zorunda bırakıldığımız rollerden ibarettir..

Ve bu hal üzere birgün gelecek sona erecektir..
...................................................................................

02 Kasım 2008

Aptal Donör

"Kanada'da yüzlerce kez sperm bağışı yapan Dwight Jones, genlerini verdiği çocukları öğrenebilmek için dava açtı. Jones, "Spermlerimle en az 30 çocuk dünyaya gelmiş olmalı. Onları tanımak hakkım" diyor.

30 yıl önce sperm bağışlamaya başlayan Jones, bir tüp bebek kliniğine yaptığı bu bağışlara 10 yıl boyunca devam etti. Toplam 300-400 bağış yapan Jones, şimdi kimliklerini bilmediği en az 30 çocuğa sahip olduğunu düşünüyor. "( Mailime gelen bir haber..)

Bu sperm bağışlama işini nereye koyacağız şimdi..Ne dine , ne ahlağa hiçbir yere sığmaz bu..Tamamen reddedilecek ve bir o kadarda iğrenç birşey ..Bu olayı bin kere reddetsem de ehveni şer olarak şunu düşünüyorum..Genel olarak bunu yapan kadınlar sürekli sevgili değiştiren kadınlar değil mi..O zaman o sevgililerinin birinden çocuk sahibi olsunlar..En azından ortada bir beden var..Gidip hesap sorulacak birisi var..

Bu iğrenç şeyi yaparken hiç mi o çocuğun geleceğini düşünmüyor bunlar ..Bu annelik mi ? Hayır bu sadece kendi anne olma duygunu tatmin etmek..Bu duyguyu tatmin ederken de çocuğunu ilerde ki yaşamında öldürmek..

O çocuk sosyalleşecek ve baban kim soruna asla cevap bulamayacak ..Vahşet tek kelime ile..Ve sperm veren erkeklerde bir o kadar cani..Ki onlar sadece para için yapıyorlar bunu..Şuna eminim (her ne kadar Allah korusun desem de) bu iş gitgide yaygınlaşacak..Ki ülkemizde bir manken bu çığırı başlattı ve eminim bir sürü akılsızda taklit edecektir..Allah sonumuzu hayır etsin diyorum sadece...

Önemsizlerin önemi..

İnsan çok sinirlendiğinde , ya da yapılan birşeyden dolayı çok kırıldığında kendini tutabilmeli aslında..Çünkü sonrasında hiç hoş olmayan kelimeler çıkabiliyor ağızdan..Ve pişman oluyorsunuz..

Karşımda ki kişi benim için önemliyse ve de beni kırmışsa neden diye sormayı yeğlerim ..Çünkü açıklaması beni sakinleştirecek ya da içimde ki vesveseyi sona erdirecektir..Kendi köşeme çekilip küsmeyi , tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış tavrını sevmiyorum..Gerçek anlamda değerliyse benim için yakasına yapışıp bunu neden yaptın veya söylemekte ki amacın neydi gibi sorularla olayı netleştiririm..Kalbimi sakinleştiririm..

Çok kişiyle görüşürüm , çok kişiyle muhatap olurum . Ama içinde fikrine önem verdiğim , fikrine saygı duyduğum , olmazsa olmazım azdır..Ket vurmayı çok yaparım..Dinlemiş gibi görünür (çünkü karşımda ki saçmalıyordur) ama dinlemem..Ve anlattıklarını da haliyle unuturum..Kötü biriyim aslında ..

Ben boş biri olsamda boş kişilerle görüşmeyi sevmiyorum..Ama görüşüyorum..Çünkü iyi bir dinleyiciyim..Karşımda ki insanla her konuştuğumda birşeyler kapmayı ve kendimi onun vesilesiyle yenilemeyi seviyorum..Böyle çok az kişi var ve onlarda zaten bulunmaz Bursa kumaşı gibi meşguller ..Ne kötü !! istediğin kişiye ulaşamıyorsun ama istemediklerin her an sağında solundalar...

Bu insan ilişkileri çok çetrefilli birşey aslında..Bazen diyorum keşke insan kendine yetebilse ama Allah birbirimize muhtaç yaratmış işte..Kanun bu ve başka türlüsü de olmuyor zaten..Çok zaman kimseye bir selam bile veresi gelmez insanın ama bu selamı hakedenlere vermek gerekiyor....
Çünkü o önemsenmeyen selam aslında çok şey ifade eder..Seni önemsiyorum , değer veriyorum , es geçmiyorum , yok saymıyorum gibi..Çok mu önemli selam ?..Evet bazen çok önemli....

Bu yazıyı yazarken kendime verip veriştirdim : Sabah vakti bunlar da nerden çıktı şimdi a akılsız baş..Sende normal insanlar gibi uyu..Hergün sabahın köründe dikilmesene..Sorgulamasana herşeyi..Yok olanları istemesene..Az ile yetinsene..Rahat olsana biraz..Anlamaya çalışmasana Herşeyin bir açıklaması vardır demesene..Güleyim senin iyimserliğine..Ne zaman değişir bu megaloman hallerin ve ne zaman akıllanırsın sen ...Ve ne zaman bıkacaksın karşılanmayan beklentilerden ...Yok yok bir an önce vazgeç kendinden .

01 Kasım 2008

Yarım


yarım bir fotoğrafım ..
gözyaşlarını boğazında düğümlemek zorunda kalanım..
güçsüzlüğü gururuna yediremeyip inadına ayakta duranım..

feryat edip ortalığı ayağa kaldırsam sürgünden kurtulacağım ..
ama sonrasından korkarım..
adı olmayan bir yarayım..
kaybettiği zamana , her dakikaya acıyanım..

ben her dem yarım bir fotoğraftım ve hepte öyle kalacağım..