.....Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar ..Yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz !!!.....

31 Ekim 2008

Lâl

susturdum içimde ki telaşı
lâl ettim heceleri
karışmıyorum ne kendime ne sana
sadece dinliyorum bu derin sessizliği
çok yorgunum ,
bırakıyorum kendimi..........pause

30 Ekim 2008

Ukde kalmayacak artık

Madem şu blogger gene kapanacakmış..İçimde ukde olarak kalmasın..Hiç şöyle onu yedim , bunu içtim vs bir postum olmadı arkadaşlar bu ilk ve son olur belki..Ya da bu furyaya bende kaptırırım kendimi..Sabahtan akşama kadar hayatımın dökümünü veririm size ..Neyse yazıyorum şimdi..

Uyandım , wc ye gittim biiiiiiiiiiiiiiiiiiipppp .Evi topladım
Klasik kadınsal iş güç işte..Yoruldum biraz dinlendim..Kaşımı kaldırdım , elimi oynattım..
Yürürken ayaklarımı hareket ettirdim..Ahh dizim ağrıdı romatizmamıyım ne ??

Kumandayı çok yüksek bir mesafeden yere düşürdüm..İçi dışına çıktı garibimin..Ağır çekim düşer gibi hayal ettim kumandayı..Aramızda bir aşk doğdu hemen..Çünkü çok heybetli bir düşüşü vardı...

Arada gidip Çilekliye laf attım , deşarj oluyorum o kıza her laf saydığımda ..Valla bi o bide Efsane kaldırıyor beni..Cak cak sayıyorum..(ikiside komplekssiz çünkü , neyi ne amaçla söylediğimi anlayabiliyorlar) Sağolun valla iyi ki varmışsınız...Hem burayı hem orayı idare ediyorum şu an..

Hee gırtlakla ilgili bişey yazmazsam racona ters olur..Çiçekli pasta kalıbımda şöyle çatır çatır kabaran bir kek yaptım , keki ortadan kesip üzerine ve ortasına krema döktüm..Aaa şekerim eğer kekin hamurunu biraz katı yapmazsan kalıpta iyi kabarmaz ..(burası gerçek)

Vatana millete , mideye, hayırlı bir sürü iş yaptım..Kendime aşığım ben , seviyorum mükemmel bir kadınım maşşallah maşşallah diyerek günlük nlp telkinlerinde bulundum , iyi hissettim..Flu oldum sinir stres kalmadı oh beee
Eeee bi tadı yokmuş böyle yazıların , demek ki zevk işi bu..
Not:Karikatürün bir ilgisi yok sadece bu anlamlı yazıya bir görsellik..

29 Ekim 2008

Tevekkül


Lafı dolandırmadan anlat bana bugün..Sırtımı güneş yakarken uyandım...
Beklemeyi özünde diriltenleri düşündüm bugün..Sabır sacında yanıpta ah etmeyenleri düşündüm..

Her zerresinden dökülen acıyla sabrı mırıldanan Hz.Eyup gibi ..Düşündüm ve sızlayan yerlerimi hor gördüm...Oğluna kavuşamayan , esen her rüzgarda oğul kokusu duyan Hz Yakup gibi . ..Düşündüm ve özlemlerimi hor gördüm..Kendime güldüm ..

Çok zaman kemiklerimi kıracak kadar sıksa da keder boyun eğmek ister kader..Çıksa da dilimden binbir hece , binbir itiraz , aslında yüreğim Yaradan'a hep boyun eğer..Teskin ve tevekkülle yaşamaya devam eder...

Daha gidilecek çok yolumuz var , birgün nefessiz kalmazsak eğer..

28 Ekim 2008

Rakkas

Boşverin blog açılsın kapansın ..Dünyanın sonu mu ? Bu dünyayı biz mi kurtaracağız ..
Kraldan fazla kralcı olmanın anlamı yok..Tabi ki üzüldük özellikle arkadaşlarımla kopan bağım için üzüldüm yani kendi adıma..

İdeolojik takılıpta bloğunda tepki vermedi diyenlere bu şarkıyla streslerini atmalarını öneriyorum.. Tepki vermeyenlerin tepkisini ölçen rihter ölçeği değilsiniz unutmayın..Herkes bir şekilde tepki verdi işte ..Görmüyorsan bu senin sorunun...Elimizden gelenin fazlası olmaz ..Yok bu kadar olmazsa olmaz bir unsur ise paşa paşa paranı öder com'lanırsın..Milleti karalamazsın ..Bu işin mantığı budur..

Keşke şu blog için ortalığı ayağa kaldırdığımız kadar başka meselelerde de ayağa kalksaydık ..Ne güzel olurdu ..!!

Bak müzik ne hoş kıpır kıpır..10 dakikalığına relax olup bloğun hayat memat meselesi olmayışını kavramaya davet ediyorum sizleri..

Bu şarkıya oldu bitti zaafım var..Bir de mezdeke remix yapmış Sezen'ciğim ooohh sallayın gitsin dertleri..Bayılacağım yahu..Blogda blog..Rejim,hökümet,tepki,imza...Sallayın biraz bu kadar gerilmeye gerek yok ...Elbet düzelir..

Yazıya ters fikirleri olanlar varsa başka bir postta görüşelim lütfenn.Şimdi rakkas dinliyorum..Dinlemeyenler rahatsız etmesin ..!!



Bi kerecik tıkla ritme bırak kendini iyi gelecek..Sözlerine takılma bipli sözler bunlar :)))E hayat zaten herşeyiyle bip değil mi ? Sadece dinle..

Yıldızlar

gökyüzünde ki yıldızları istiyorsun benden ..
imkansızı seviyorsun...
yıldızlar sadece seyredilmek için vardır ..
ne ben yetişebilirim ne de sen..
o zaman sadece seyredip zevkine erelim ...
hem de hiçbirşey düşünmeden..

24 Ekim 2008

Don kişotsal yaklaşımlar

Epeydir Don Kişot misali bazı şeylerle savaş halindeyim ..Ve işin kötü tarafı bu savaşta yine kaybeden benim ..Yani aslında tam bir Don Kişot olmuşum da farkında değilim..Kavga ettiğim kılıç çektiğim , sesimi yükseltip itiraz ettiğim , isyan ettiğim katı ruhsuz bir duvardan ibaretmiş..Dev zannettiklerim yoketmeye çalıştıklarım değirmlermiş aslında..Ne aptalca değil mi?

İnsan hayatında bazı şeyleri değiştiremiyorsa o şeyleri yok saymak zorunda..Bu bir mecburiyet.

Yok saymazsanız böyle duvarlara laf anlatmış gibi deli konumuna düşüyorsunuz....Çünkü sorun olduğunu düşünen sadece sizsiniz..Karşı taraf lay lay lom ise daha geriye yapacak hiçbir şey kalmıyor..Yani sorunun çözümü aslında yok saymak..Ki zaten savaşım düzeltmek için değil..Sadece canımın yanmasına ettiğim itiraz yani savunma psikolojisi..

Diğer türlü olunca yorulan , yıpranan ve canı yanan sadece sizsiniz...Yani ancak kendinizi yer oturursunuz işte..Bazen kendime diyorum iyi ye kendini , bitir ne varsa içinde ..Kimin umurunda..Savaşma yaa savaşma..Sanki savaş diyen var mı ?..Çıkarlarına göre yaşa işte bak herkes öyle yapıyor..Şu rezil hayattan koparabildiklerini kopar ve yalnızca ben de ...Egolu ol biraz..Nefsim de..Demeyince zarar gördün akıllan artık..Sorun yok , problem yok..Kimse için kımıldamak yok..Alacaklarını al gerisini düşünme..Sömürü devletleri nasıl ayakta örnek al biraz..

İyilik yap denize at sözü palavra de..Denize atacaksam neden yapayım..Biraz da karşımda ki kıymet bilsin..Gözüne sokmadıktan sonra görmeyecek ki ..Değerlendirmeye alınmıyor ne faydası var o zaman..Bundan sonra hep yek , hep tek başıma ..
Susuyorum herkese ve herşeye karşı ...Kimseden hiçbir talebim yoktur artık...The end...

23 Ekim 2008

Gideceğim

yavaş yavaş gideceğim
susmasanda dinlemeyeceğim
kanayan yerlerimi ellerimle bastıracağım ama yetmeyecek ellerim..
olsun ellerim var ya , elbet duracak gidenlerim
giderken kendime bir şarkı hediye edeceğim
sözü ben , bestesi ben , müziği ben ve illede ben
biliyorum gideceğim birgün senden ..

Kalem

yalan
öfke
korku
kıskançlık
kahır
gözyaşı
bıkkınlık
susmaması gereken çığlıklar
onurunu zedelemeye çalışanlara onursuzluğunu haykıran feryatlar

kimse masal okumasın canı yanmazsa yazmaz bu kalem..
hayat her an gülmek değil , gülmek her derde deva değil..
hüzün her vakit bende değil , bende olanlar aslında dilde değil..
sevsekte sevmesekte aslında herşey kan damlayan kalemde..

21 Ekim 2008

Sen ve ben

yağmurda elele yürüdük hep , çünkü sende severdin yağmurları bende..,
kaç geceyi gece ettik gezdik sokaklarda hem de delice
kaç kez ağladım omuzlarında , kaç kez anladın beni ve kaç kez sarıldın sıkıca..
hiçbirşey etkilemedi ne seni ne de beni..
çünkü sende tükenmiştin benim gibi
ve biz birbirmizin küllerinde yeniden doğduk hem de ilk kez doğmuş gibi..

ne gidenler önemli oldu ne gelenler..yalnızca kırgınlıkların ve hüzünlerin ardından birbirimize hediye ettiğimiz sevgimizdi önemli olan..öyle ya kaç hüzün sıralamıştık geçmişimize , kaç telaş , kaç yalnızlık ve kaç üzüntü..özgürlüklerimizden vazgeçmiştik kendimizden vazgeçer gibi..
sen ve ben , olmayanları geri getirdik dünyamıza ..verdik birbirimize..

sen her geldiğinde hep özlemiş olurdum seni..hiç bitmedi ki özlemek , hiç doymadı ki bu yürek sana hasretine kanmadı ki hiç..evin en loş yerinde kaç kez dinlendi huzur , kaç kez söylendi yürekten dökülen aşk sözcükleri..riyasızdı yalansızdı..huzurdu bunun adı , yalnızlıktan sıyrılıp direnç bulmaktı..yeniden hayata bağlanmaktı..yaşadığını anlamaktı..öyle ya nasıldı nefes almanın tadı , çok zaman oldu nefes alamayalı..

kahır yüklü bulutlarımı dağıtalı sana daha vurgun oldu bu yürek..
sevmek acı vermek değildi , sevmek yüreklendirmekti , sevmek boğmak öldürmek değildi..sevmek kendi yüreğinden doğurmak sevdiğini ve gözlerine her baktığında erimek mum gibi , hissetmek sevildiğini ve titretmekti yüreğini..

sen ve ben uzun süren sancıların ardından doğurduk birbirimizi..senin adın masal oldu benimki de hayal ..bu hikaye ise sonuna kadar düş dünyamdan dökülen kırıntılar...
düşler diriltiyorsa eğer varın düşleyin hem de bin kere...

19 Ekim 2008

Elleyebilirsin :)

Allah aşkına insanlar nasıl bu kadar komik oluyorlar anlamıyorum..Google'da bir kitap yazarı hakkında bilgi arıyordum..Önüme bir blogcunun bloğu çıktı ve bloğuna koyduğu girişteki başlık yazısı tamamen şu :

Merhaba ! Nasılsın bende iyiyim hadi bak bakalım beğenecekmisin ?İSTEDİĞİNİZİ YAPABİLİRSİNİZ BURADA, HER ŞEYİYLE SİZE AİT BİR YER ..BEN SADECE BAKAR GEÇERİM

Tam tamına yazdım ne yazdığını ..Şimdi sinir tepemden fışkırırken , cinler tepemde sek sek oynarken bu saçmalığa güleyim mi ağlayayım mı? İyice cılkını çıkardılar..Saçmalamak adına ne varsa bu blogcu milletinde zaten..Maksat kirlilik olsun ..Sadece bakıp geçeceksen ne demeye blog açtın a akılsız ..Bide ne yapılabilir ki o blogla ..Sanki dokunup , ellenecek bir yer tövbe tövbe...:)

Herşey serbest diyor ben ne yapayım yaa:)

Minik fare

Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü.
Kendi kendine:
İçinde hangi yiyecek var acaba ?" diye düşündü.Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı.
"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı.

Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı:"Zavallı farecik...Bu senin sorunun benim değil.Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın" dedi.

Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu ve,"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye adeta çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama,"Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol"dedi.

Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve , "Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!" dedi.İnek ;Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor." dedi.

Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı.

O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu.Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanınından
geliyordu.
Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve mutfağa koştu.Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememişti.

Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını ısırdı.Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor,zehiri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının
ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.

Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu.Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi. Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler. Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti.Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi.Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.
Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.

Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi..

Egzantrik kutlama !

Aslında hiç böyle birşey yazasım yoktu ama bugün haber sitelerinde o kadar rastladım ki iki kelime yazamadan edemedim ..

Haber psikolog bir annenin 12 yaşında ki ilk regl olan kızı için hazırladığı partiyle ilgili..Ve bu partide kızına tek taş yüzük hediye etmiş..Detay için haberi tıklayın ..

Tamam işte şimdi bu entellik adına yapılan egzantrik bir parti ya..Bundan 10 yıl sonra normalleşmeye başlayıp annelerin özendiği birşey haline gelir ki sosyetenin şimdiden kolları sıvamayacağı da meçhul..Arsızlığın meşrulaştırılması böyle oluyor işte..

Yapın edin hiç gizli kapaklı birşey kalmasın..Mahremiyet kalktıkça kalksın ..Ortaya çıkarmadık hiçbir gizli olayınız kalmasın ..Herşeyi meşru görün ve görünsün diye çabalayın..Kim zararlı çıkacak ki insanlıktan başka..

Hiçlik


bir serseri kurşun gibidir hayat , gelir gider saplanır yüreğine
çıkarırsın bir daha bir daha ve sonu gelmez gelmeyecekte
şimdi hiç kimsenin ellerinin uzanamayacağı bir yerde

hiç kimsenin bilmediği
hiç kimsenin olmadığı
hiç kimsenin beni suçlamadığı
hiç kimsenin hesap sormadığı bir yerde
uçurumdan aşağıya atmak istediklerim var
bir çırpıda düşünme payı bırakmadan kendime
atıpta dönüp bakmayacaklarım var

şimdi hiç kimsesiz
hiç bir yerde , bir hiçlikte
hiç olmayan bir uçurumun kenarında
hiçliğin tadındayım
atamadıklarımla kaybolmaktayım
hiç olmak böyle bişey olsa gerek
ben yanmaktayım

Yolumuz var

sen bilemezsin ki içimde ki beni..ne ister neyi özler
yarım bıraktıklarımı , yarım kalanlarımı..
ölü niyetine fatiha okuduklarımı

hep o an yaşarken acımı,
hep o an değilde sonradan yakalıyorsan saçlarımı
daha yolumuz var demek ki..

yalancı sevda celselerinden boşanıp birgün
gerçek sevda ile nikahlanmaya
yüreğinden dökülüp hayatında olmaya
yani daha saçlarımdan tutupta yüreğine sokulmaya
bir bedende tek yürek olmaya daha yolumuz var

ya da bir düşten canımız acıyarak uyanmaya ,
daha yolumuz var anlamaya..

18 Ekim 2008

Offff

Template işinden nefret ediyorum artık..Takıntılı olmaktan da..Bu templateyi oluşturmak için bir sürü kafa yorum üff..Neden zahmetli hale getiriyorum ki kendime ..Seç bi tane yükle gitsin ..İlla çetrefilli olmalı..

Bu siteden beğendiğim bir temlateyi yükledim..Yani resimde gördüğünüz templatedir kendileri..Ama onunda headerini beğenmedim..Yine aynı siteden başka bir templatenin headerini aldım..Onu beğendiğim templateye uyarladım herşey iyi gibi duruyordu ama sayfa hata vermeye başladı..Bembeyaz oluyordu arka plan ..E ne edersin hırs yaptım beğenmiştim bu templateyi..Aynını başka bir templatede tekrar oluşturmam gerekti..

Hemen fikrim geldi :) ve suckmylolly sitesinden balinalı önce kullandığım sorunsuz temlateyi aldım..Yukarıda gördüğünüz headeri yerleştirdim..Tabi html üzerinde genişletme , renk vs çalışmaları yaptım..Şablon renklerinizdeki değişim için abowman renk kodunu tek geçerim..İstediğin her ton mevcut..

Sonra arka planım desensiz kaldı tabiki..Beğendiğim templatenin arka planını nasıl alacaktım peki..Bunun içinde resmi pc ye kaydetip upload ettim..Kodu alıp yerleştirdim..Öff bu seferde resim küçük geldi..Fikrim geldi ve hemen sevgilim Photoshop'a koştum..Aldım arka plan resmini..1024 piksel yaptım tabi yamalar yaparak hallettim..Sonra büyüyen resmi upload ettim kodu bi daha yapıştırdım..Veee işlem tamamdı..Ama anlatırken bile bayılasım geldi..Neden takıntılıyım yaa . illa mükemmel mi olacak ooooffff..Hırslarım bana eziyet ediyor :)

Şimdi öylesine okumayın bu yazıyı linkleri değerlendirin derim..Eğer sizde benim gibi template canavarıysanız tabi :)))

Umut

yeni bir sayfadan hayata bakmak için uyanır insan her sabah ..insan herşeyi unutur tatlı uykusunda , uykusunu alıp tatmin olduğunda otomatikman biter herşey..insan uğraşmaz ayılmak için ..çaba sarfetmez ..herşey olması gerktiği gibi hergün ki gibi olur işte..yeni bir sayfadan hayata başlamak için gözlerini açar birden ..

her sabah bu umut bacaklarına yapışır insanın..her sabah yeni bir sayfadan başlama sabahıdır aslında ..çoğu kez yeniliyordum bu duyguya..eskiden hiçbirşey yapışmıyordu bacaklarıma ..şimdi bir umudum var ki sarmaş dolaş oldu ruhumla..hergün ; birgün düzelecek herşey diyorum..ve hergün her sabah bu umutla yeniden doğuyorum..ben umudumu da kendimi de çok seviyorum.....

17 Ekim 2008

Diyojen

Vakti zamanında Büyük İskender Korinthos'ta Diyojen'e "Bir dileğin var mı?" diye sorunca "Gölge etme, başka ihsan eylemem" demiş. .Diyojen toplum normlarına zıt bir hayatı benimseyip, gelenekselliğe karşı tavır alarak , uç hareketlerde bulunmuş bir kişi..Şimdi bizlerde mi birer Diyojen olup toplum tarafından delirmiş gözüyle görülmeliyiz diye düşünüyorum..

Toplumun çoğu sadeliği tercih etmeyen evinde, giyiminde şatafat dediğimiz o ruh yorucu olguyu benimseyen insanlardan oluşuyor...Asıl sorun şu..Sen eğer tüm bunların dışında kalıp reddediyorsan , bunları tercih etmiyorsan tam bir deli niyetine muamele görüyorsun malesef..Evinde az eşya bulundurmak , yaşam alanında ki kullandığın herşeyde sadeliği ya da sade renkleri tercih etmek hep içi geçmişlik olarak algılanır..Oysa insanlar bilmez ki asıl farklı olan hayatı algılayış biçimidir...

Hayata renkli gözle bakıp bakmamanın ölçüsü sadeliği tercih etmekle ölçülebilir mi ?..Dinginliği isteyen , yaşam alanında huzurun peşinde koşanlar anlar ancak bunu..Hayat zaten kaos , gürültü patırtı..Bu kaosun içinde huzur arıyor insan ve ruhunu yoracak şeylerden arınmak istiyor..Ve köşeye sıkıştırılmadan , tercihlerine saygı duyulmasını bekleyip bir isyankar Diyojen olmamak için ayak diretiyor..Ve sesinin çıktığı kadar gölge etmeyin başka ihsan istemem sizden diyesi geliyor....

16 Ekim 2008

Keşkeler olmayacak

yürüyeceksin yine..mayın tarlalarında sek sek oynayacaksın..
yine saçlarına , başında dikildiğin yakamozlar değecek .yine tebessümün ne vazgeçilmez birşey olduğunu göreceksin .
gözyaşlarıma dokunduğunda yine dirileceksin
avucumdan avuçlarına çizgiler çizeceksin
sabahın beşinde çalacağım kapını . uyandıracağım derin uykularından , takılmak zorunda kalacaksın peşime ..çünkü sana benimle gelirmisin diye sormayacağım..geçtiğin yangınların küllerini almadan yanına , sıkıca yapışacaksın omuzlarıma..
nereye gittiğimizi bilmeyeceksin hiç.
keşkeleri katlettiğimiz gün olacak ellerimi tuttuğun gün..
bir zerre hüzün yok bundan sonra..
izin yok hiçbir figana..
dirilişse tam dirilip ,ölümse tam öleceğiz ..hem de bağıra çağıra..

15 Ekim 2008

Büyü bozuldu

büyü bozuldu..döküldü eteğimde ki taşlar..sanki bomboşum , sanki durmuşum..bir kazık gibi olduğum yerdeyim şimdi..
büyü bozuldu ve sen nehirlerden çağlayıp , okyanuslara döküldün ve sen bir balığın karnında çaresizce dövündün..kâh sabır deyip oyalandın , kâh çaresizlikten yaralandın . sen balığın karnında ki çaresizliğini kuşanıp okyanuslara döküldün vetüm bu yolların bitiminde yüzüme göründün..
yüzüm bin tane gör , dikkatli bak yüzümün ortasında ki nur değil..sadece yalancı bir ışık..döküldüğün okyanus yar değil..belki de zulüm , belki de ölüm..
birgün beni de boğacak bu okyanus seni de..geride zalimler ve hayatı zindan edenler ve yalnızları yutan balıklar kalacak ..
okyanuslar , yalanlar , sahte suratlar , kalbi kırık sevdalılar ve bir yığın büyüsü bozulmuş insanlar...
büyü bozuldu bir kere ...geride sadece yalnızlık kaldı..